HÜRRİYETİN SESİ
Mazlumun ahını yerde bırakma,
Zalimin narına özünü yakma.
Sakın ha düşmana boyun bırakma!
Ezelden hürdür bak, Türk’ün kolları.
Tarihin bağrında silinmez izin,
Doğruluk yolunda sönmez yıldızın.
Hakkı haykırmaktır, senin avazın;
Hakka giden yoldur, Türk’ün yolları.
Ergenekon dedin, dağları deldin;
Demiri eritip engine geldin.
Sen ki bu cihana bir müjdeydin;
Bükülmez bilektir, Türk’ün kolları.
Alparslan mülküne kapılar açtı,
Kılıcı parladı, karanlık kaçtı.
Göklerden süzülen bir altın taçtı;
Güneşle yarışır, Türk’ün kolları.
Mazlum ağladıkça bağrın ezilir,
Zulmün defterine hükmün yazılır.
Nerede bir dert var, orda gezilir;
Şifa dağıtıcı, Türk’ün kolları.
Malazgirt, Sakarya, koca bir tarih;
Sana boyun eğmiş her türlü talih.
Fatih’le açıldı her yeni fetih;
Çağları kapatır, Türk’ün kolları.
Ay yıldız göklerde nazlı bir gelin,
Ona uzanamaz hiçbir kirli elin.
Yediden yetmişe, her canın, belin;
Kalkanıdır vatanın, Türk’ün kolları.
Töredir sarsılmaz, sönmez ocağın;
Herkese açıktır geniş kucağın.
Keskin adaletle parlar bıçağın;
Zalime bir settir, Türk’ün kolları.
Atatürk’ün izi, rehberdir bize;
Gelmedi bu millet hiç dize dize.
Sözümüz senettir, gerek yok söze;
Cumhuriyet bekler, Türk’ün kolları.
Yüzyıllar geçse de bitmez bu sevda,
Vatan toprağına canımız feda.
Göklerde yankılanır en son nida:
Ebediyen hürdür, Türk’ün kolları!
***




























































