HER YER SONBAHAR
Hep acı veriyor, biz birden kendimizle kalınca.
Ben senden gittim ve ağustos eylüldür
Senden gittim ve senin gözlerinde yağmuru gördüm
Duygulara da son bahar geldi.
Ağustos her zaman birazcık Eylül oldu.
Arada can yaktı, arada da ağlattı, arada da acı gerçeklerle yüzleştirdi.
Senden gidiyorum, sen birazcık ben, ben de birazcık sendim.
Gözlerimize bakmayı bıraktığımız an, gittiğimiz andı.
Ben senden gittim, Ağustos'tu ama birazcık da Eylül'dü.
Sonra ne mi oldu?
Uzaklaştıkça uzaklaştık, ta ki gözlerimizin rengini unutana kadar, ta ki resimlere bile bakmaya cesaret edemeyene kadar.
İçimizde bir burukluk, boşluk, ve sadece anılar.
Neyin anısı?
Senin gözlerinde yağmuru gördüm ben
hem sağnak hem usul usul, hem kabullenişte hem de neden neden diye sormakta.
Belki saçlarına yağan karları da görürdüm.
Ama onun için çok geçti artık.
Sen birazcık ben, ben de birazcık sen'dim.
Bunun farkına varan sanki daha çok acı çekti.
Acı çekenin gözlerinde sonbahar yağmurları yağdı.
Ruhu ise kabullenişteydi çünkü hayat daha nice güzel şeyler hazırlamıştı onun için.
Ruhu teselli etse de zihni bir türlü aynı tepkiyi göstermiyordu, çok çabuk kışa geçti bile.
Baharlar hem başlangıçları hem de sonları gösterir hep.
Dedim ya Ağustos her zaman birazcık Eylül olmuştur.
Renklerin en güzelleri hep Eylülde.
Duyguların en asilleri de Sonbaharda.
Acı çekebiliyorsan insansın!
Daha ne kadar kurgulanmış hayatlarda figüran olacaktık ki?
Dedim ya sen birazcık ben, ben de birazcık sendim!..


























































