GÖLÜN GRİYE DÖNDÜĞÜ GÜN
Kırılan gönül parçası vardı, bir de gökyüzüne savrulan yaprakların seslenişi…
Perdeleri kapalı, sisli bir yoldan geçiyordu bitmek bilmeyen...
Defalarca merkezin ortasında duran o göl…
Hep mavi, hep parlaktı…
Bir gün o da grinin hırçın gölgesine sarıldı…
Yandaşların kucağına serilen, dibine kadar ekilen tohuma gülümseyiş ne kadar havalıysa bir o kadar boştu.
Yola savrulan elbisenin ceplerinden ise kelimeler, sayılar, imla işaretleri dökülüyordu, hiçliğe adım atan duvardaki saatin sessizliğinde yol alan bir zaman gibi.
***
















































