GÖKTEN KENDİME BAKARKEN
Sanki içimde bir yıkım var,
Bulutlar bile yamuk yumuk gökyüzünde.
Hayallerim masmavi bir yük gibi sırtımda,
Kalbimde dalgalar çarpışıyor,
İçimden, usul usul bir şeyler akıp gidiyor.
Göğsümde, fırtınalar kopuyor;
Aşkın acısı bu hüzün, bu rüzgâr…
Gözlerim dolu, içim çökmüş gibi
Ne bir ses var ne bir ışık uzakta.
Maviye tutunmaya çalışıyorum
Ama yalnızlığın içinde yavaş yavaş batıyorum.
Senin yüzün siliniyor artık,
İçimdeki şehir harabeye dönmüş.
Adımlarım, sahilde kayboluyor
Ama dalgalar, hâlâ kıyıya sarılıyor.
Bir yanım, hâlâ umutlu,
Diğer yanım, sonbahar gibi soluyor.
Bu yaşadığım belki bir rüya
Ama içimde sessiz bir çığlık var
Ve benim gibi ağlayan yok…
Bir akşam daha bitiyor,
Gökyüzü kızıl bir yara gibi kapanıyor.
Beklemek ağır geliyor artık,
Zaman uzadıkça içimde yankılanan bir şey var.
Uzaklardan gelen bir hikâye gibi
Geçen yıllar omuzlarıma çöküyor
Ve ben hâlâ ayrılığı sıkıca tutuyorum.
Gökyüzündeki bulutlar bile kararmış,
Sanki onlar da pişman.
Ben bu ayrılığın önünde diz çökmüşüm,
Gözlerim dolu, sözlerim kırık.
Yorgunum…
Gerçekten, çok yorgunum.
Geceler, uykusuz ve ağır,
Sensiz geçen her an daha zor.
Korkular büyüyor içimde,
Gece her şeyi yavaşça içine alıyor.
Aynı gökyüzünün altında,
Kendimden kaçan biri gibiyim şimdi.
Ve uzaktan kendimi izliyorum, sessizce.
***




























































