DENEME
Giriş Tarihi : 01-09-2025 23:43   Güncelleme : 02-09-2025 02:19

Gezmeyi Doğayı Neden Sever İnsan / Feyzahan Ece Gedikli 

Yazan: Feyzahan Ece Gedikli -GEZMEYİ DOĞAYI NEDEN SEVER İNSAN

Gezmeyi Doğayı Neden Sever İnsan / Feyzahan Ece Gedikli 

GEZMEYİ DOĞAYI NEDEN SEVER İNSAN

İnsanın kalbi, toprağın kalbidir. Biz, bir ağacın kökünden, bir yıldızın ışığından, bir suyun akışından ayrı değiliz. Doğa bize yabancı değildir; biz doğanın ta kendisiyiz. Doğayla buluşmak; köklerimize dönmek ve özümüzde saklı kadim bilgileri hatırlamaktır. Kadim bilgeler der ki: “Doğadan uzak düşen, kendinden uzak düşer.”

Şehirlerin gürültüsünde ruhumuz yorulur. Bir yaprağın serinliğine, bir derenin sesine, gökyüzünün açıklığına özlem duymamız, özümüzdeki hakikate dönme arzusudur. Çünkü insan, özünü ve yaşam amacını aramakla mükelleftir. Bunu bulabilmenin yolu; sahte ışıkları ve sesleri susturup doğal olana kulak vermek, gerçek renkleri temaşa etmek ve ruha alan açmaktır.

Çin tıbbı insan ruhunu renklerle anlatır: Yeşil, yeniden doğuşun nefesi, karaciğerin sesi; kırmızı, kalbin şarkısı, sevincin ve tutkunun kıvılcımı; sarı, toprağın bereketi, sabrın olgun meyvesi; beyaz, akciğerin gözyaşı, hüznün ve arınmanın ışığı; siyah ise böbreğin derinliği, korkunun ve hikmetin kuyusudur. Her renk bize bir şey söyler.

İlkbaharda yeşil yapraklara bakarken coşku filizlenir, sonbaharda sararan yapraklar bırakmayı öğretir. Denizin mavisi ve gökyüzünün derinliği ruhu sükûnete, kalbi teskin etmeye çağırır. Doğa renkleriyle özümüzde kodlanmış şifayı hatırlatır.

Geleneksel Çin tıbbı, insanın doğayla aynı nefesi taşıdığını söyler. Altı Şifa Sesi rüzgârın uğultusunda, suyun şırıltısında, kuşların cıvıltısında saklıdır. Her ses bir organı arındırır, bir duyguyu dönüştürür. Doğada yürüyen insan aslında bir konserdedir: Ağaçların hışırtısı kalbine ritim tutar, suyun akışı zihnine melodi fısıldar, kuşların kanat çırpışı ruhuna özgürlüğü hatırlatır. Doğa, sürekli yenileyen bir şifahanedir; ana rahmi gibi korur, besler, koşulsuzca kucaklar.

Doğayı anlamanın yolları farklı olsa da kadim bilgeler aynı hakikate işaret eder: İnsan, doğanın nefesini taşır. Lao Tzu’nun dediği gibi: “Doğa acele etmez, yine de her şey olur.” 

Doğada sabır, teslimiyet ve güven vardır. Tasavvuf büyüklerine göre doğa Hakk’ın sessiz zikridir: Bir yaprak kıpırdadığında “Hu”, bir dere aktığında “Hay”, bir yıldız kaydığında “Nur” der. İnsan bu zikirlere kulak verdiğinde içindeki kaos susar, kalbi dinlenir.

Peki insan doğayı neden sever? Çünkü doğa onun aynasıdır. Dağa çıktığında kendi zirvesini, denize baktığında kendi derinliğini, toprağa bastığında kendi köklerini bulur. Gezmek sadece adım atmak değil; evrenin şarkısına katılmaktır. Ve sonunda insan şunu fark eder: Doğaya niyetle çıkılan yol, aslında kendi özüne yol olur.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Deniz İmre

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi