GECENİN İÇİNDEN
Dilden düşüp intihar ediyor sözcükler.
Ferasetini kaybedip
kirli ayakkabılarla ezilmeye mahkum.
Sorgusuz karanlık
Ayın gözlerine mil çekmekle meşgul.
Gecenin şifresini çözmek istiyor
Yorgun gözlerin ardına sığınan hinlik.
İçten pazarlıklı hâliyle gizemini sorgulatıyor gece, suskun yalnızlığın içine hapsederek.
Gecenin iç bükeylerinde süslenip
Gelen hayaller genç kız moduna bürünüp;
Tarıyor günes renkli saçlarını.
Perçemlerini, seher yeline okşatma niyetinde.
Kırmızıyı seven çocuk mutluluğu oluşuyor;
İçselliğin pazarında,
Hayaller satan yedi cüceler tezgâhında.
Karanlığın sinsi bakışı vuruyor yüzüme,
Isınmayan yatağın tenime soğuk tavırlarında.
Gecenin kara yüzünü, yüzüne vura vura yok eden gün ışığı, bahşiş oluyor; gece körü kuşlara.
Bozkıra çöken sessizlik öyküsü dilleniyor,
Çıplak ağaç dallarına poyraz okşamalarında.
Bir sabun köpüğü gibi genişleyerek patlıyor düşler, buz kesen gecenin sarhoş mutluluğunda.
Bir kedi yalnızlığına bürünüp üşüyen uzuvlar,
Biçare hâlde, yorgan denen paçavraya sığınma moduna girerken acziyetini kutsuyor beden.
Küçülerek büyümenin yollarını arıyor,
Geceyle öpüşen tatlı düşlerin mutluluk oyununda.
***














































