GARDAŞA SÖYLEYİN ŞEHRE GELMESİN
(Köyüme mektuplar-3)
Emmi, köye gidip gardaşa söyle.
Ne evinden ne köyünden çıkma gardaş.
Dıştan görünen gibi değil öyle.
Sen ellerin sözüne bakma gardaş.
Gurbetin kahrını çekmek zor imiş.
Ayrı düşmek ateş imiş kor imiş.
Binbir zorluk ile yaşıyor imiş.
Şehirde yaşamak hep çakma gardaş.
Bakma gelenin süsüne, püsüne.
Kulak ver yandım anam türküsüne.
Yazıyorum bir göz at öyküsüne.
Kendini ateşler de yakma gardaş.
Kurbandan kurbana ağzın et görür.
Sabah ezanla herkes işe yürür.
Aybaşının gelmesini düşünür.
Gönül sarayını da yıkma gardaş.
Üç beş hayvanın olsun, meraya sal.
Birkaç petek sakla, doğal olsun bal.
Memleketin nereyse hep orda kal.
Herkesin suyuyla da akma gardaş.
Betonlaşmış her yer, bozuk tabiat.
Kimseden kimseye yoktur itimat.
Kafana göre çalış, keyfine yat.
Emeğen asla hile katma gardaş.
Azıcık aşın olsun, ağrısız baş.
İsterse taşı her gün sırtınla taş.
Herkesi ne dost edin ne de arkadaş.
Boyundan büyük işe kalkma gardaş.
Baba, ana arkanda bir yüce dağ.
Süt, yoğurt bulamazsın, ne sarı yağ.
Baba ocağını yak, canın da sağ
Olsun, kafana bir şey takma gardaş.
Ağabeyin olsam da biz can gardaş.
Hemi gardaşız hemi de karındaş.
İhtiyar ana, baba size yoldaş.
Yaşlı kusurlarına bakma gardaş.
Bilemezsin kim asil kim soyludur.
Burda kimi arsız kimi huyludur.
Milletimin efendisi köylüdür.
Adl-i, sözüm yabana atma gardaş.
***



























































