EYLÜL HANIM
Bak! Eylül Hanım da tasını, tarağını topladı gidiyor
Giderken gözümün yeşilinden aldı biraz
Serpiştirdi kahve beneklerini
Hüznü yerleştirdi göz pınarlarıma
Buruk bir tat bıraktı
Demlenmiş çayıma
Yalnız kalmayayım diye özenle dizdi
Kestaneleri harlı yanan sobaya
Vefalıdır Eylül Hanım
Giderken
Saçımın karasını alırken yanına
Gücenmeyeyim diye
Kasımpatılardan taç yaptı saçlarıma
Bir de ekoseli battaniyeyi serdi
Üşümüş yorgun dizlerime
Radyonun sesini açtı
Eşlik etmesi için yaralı yüreğime
Bir kaç gül gizledi
Sayfaların arasına
Eğildi, fısıldadı kulağıma
Şimdi dinlen
Güçlü kadın lazımsın! Aydınlık yarınlara



























































