ESİLA
Ve evlere dönme zamanı,
Düş ardıydı sanki.
Hangi kapı açılırdı, hiç düşünmedik biz?
Kan ağladı kelimelerimiz.
Belki de sürçülisanımızdan...
Başımıza çarpan
Bu ah kimin bedduasıydı ki?
Bilemedik!..
Aşkın niyazı değil de
Neden ayazı vurmuştu ki ense kökümüze?
"Boş ver" demiştik hatırladın mı Esila?
"Boş ver!!!"
Tezene; nereden incitmişse gönül telimizi,
Oradan kopsun demiştik telimiz...
Hatırlasana bir;
Sonrasında kuşa sallanan sapan
Bizi bulmuştu, o izbe yerde!
Biz de yükselip yükselip 'yâr'dır diyerek,
Düşü/vermiştik içimizdeki yâra!
Dedim ya çıkıp geldiğinde
Uyur uyanık düşlerimin arasından;
Bir lâle geçişli sümbül gecesiydi, Esila,
Yere batıyordu gözlerin âdeta.
O denli utangaç bir hâlin vardı ki...
Boynu büküktü gecenin sen gibi!
Mağrur değildi güller gibi sümbül gecesi.
Üstelik dikeni de yoktu batıp çıkacak
Ve gözlerin,
Gözlerin Esila,
Öylesine dal yeşili
Ve öylesine ağıt üretkendi ki senin...



























































