EMANETLERİN SAHİBİNE
Eksildi her şey;
Masadaki tabaklar, antredeki terlikler
Ve o çok iyi bildiğim,
Karanlıkta bile yolumu bulduran nefes sesleri...
Meğer dünya,
Bir avuç tozun içine sığan koca bir vedaymış.
"Sabır" diyorlar.
Sanki bir meyveymiş de dalından koparacakmışım gibi.
Bilmiyorlar ki sabır,
Kendi enkazının altında kalıp
Yukarıdaki gökyüzüne hâlâ "güzelsin” diyebilmektir.
Sana sığındım ya Rab!
Çünkü insanın insana vereceği teselli,
Yaranın üzerine üflenen soğuk bir nefes gibi
Geçici ve uçucu.
Benim yaram ise derinde,
Tam da "emanet" dediğin o can evinde.
Yirmi dört yıl...
Ezberimde kalan bir koku,
Zihnimde yankılanan neşeli bir çığlık.
Şimdi oyuncaklar,
Sahibiyle oyun oynamayı bekleyen yetimler gibi köşede.
Onlar sustu, ben sustum
Ama içimdeki bu yangın hiç sönmedi.
Sana küsmedim,
Sadece çok yoruldum.
Hani derler ya "Kul bittiği yerden başlar"
Ben bittiğim yerdeyim, tam o eşikte.
Kızım sende, evladım sende,
Benim yarım kalmışlığım da Sende olsun.
Ağlıyorsam bu bir reddediş değil,
Bir özlemin dile gelmiş hâlidir.
Beni bu ıssızlıkta bırakma,
Zira sen, kalbi kırıkların en yakın komşususun.
***














































