DÜŞLERİN KIYISINDA
I.
Bir kayanın duldasında oturmuşum
Çekip dizlerimi ta göğsüme
Sırtımda sancılı yılların izleri
Kıyısındayım yaşamın
Karşısında bir gölün
Kuytusuna düşmüş kederin
Şehirler öyle uzak
Dağlar öyle yaban
İnsan öyle tuzak
Sevda öyle hasret ki
Ve göl yorgun
Ve göl suskun
Ve göl hasretiyken umudun
Toplanmış kalabalığı
Gömdüğüm ölülerin
II.
Çökmüşüm kıyısına söğüdün
Dalları suyla sevişirken
Böyle mi yansır bir hasretin kılıcı
Yoksa göl müdür güneş
Şavkı mıdır evrenin
Turkuazdan simlere
Maviler uçuşurken
Çiçekler kıskanıyor işte
Bizde nasıl yok deyip
Utanıp da kendinden
Nergis güle kızarken
Gökte bir utanç sorma gitsin
Mavi böyle bir mavi
Bir ışık seli alıp da zamanı götüren
Yeşil öyle bir yeşil
Dallarda tomurcuk
Çayırlarda bir vals
Toprakta çiçek hercai
Yetmez ki görmek dokunsa ellerin
Sırtüstü yatmalısın
Titrerken ayakucuna kadar bedenin
III.
Oturmuşum kıyısına düşlerin
Ben sustukça çoğalıyor
Kuşların türküleri
Ben sustukça çoğalıyor
Rüzgârın ıslığında sözler
Sesin var söylenen şarkılarda
Ben sustukça çoğalıyor
Bir ilacı zerk eder gibi
Yüzüme yabancı gülüşlerin
IV.
Oturmuşum kıyısına hasretin
Kokmaz diyordun ya hani
Kokun var işte
Açan papatyalarda
Derken
Bir kuş uçuyor göğsümden
Bölüşüyor ruhum
Kederini toprakla
Ve sığıyor bak
Göğsüme gökyüzü
Göğsüme bir göl
Göğsüme o eski kavga
Taşarken ilk günkü sevda
V.
Oturmuşum bir romanın kıyısına
Bir bir yıkılıyor dört duvarda taşlar
Bir bir yıkılıyor şehirler
Bir bir uyanıyor salgın tutsaklar
Boyanıyor mavilere
Boyanıyor yeşile
Bir lambadan çıkar gibi
Alıyor rüzgâr beni
Savurup düşlerimle
Saçarak saklıyorum fırçasını
Sol göğsümün üstünde
***



























































