DÜŞ İMİŞ MEĞER
Zeytin gözlerinde ömrü bulmuşum
Hem havanın, suyun rengin bilmişim
Bu ömrü yoluna kilim etmişim
Aldatan o gözler seninmiş meğer
Uyandım bir güzel düş imiş meğer
Zaman su misali akıp giderken
Geldiğin yollara güller ekerken
Bir fırtına gibi esip gürlerken
Her günüm her ânım zar imiş meğer
Zaman akıp giden düş imiş meğer
Taşkın sel gibiydim yoruldum gayrı
Çok bulanık aktım durulmam gayrı
Nice güzel gördüm vurulmam gayrı
Esrarında gönül bir imiş meğer
Uyandım gördüm ki düş imiş meğer
Yoluna yolcuyken denizde liman
Gökkubbe şahitken içimde figan
Atlastan döşeğe konsam da ziyan
Savruldum kayaya yâr imiş meğer
Saadet dediğin düş imiş meğer
Fidandan ormanı damladan gölü
Arıdan çiçeğe sunulan dölü
Kaç mevsim tükettim yaşayan ölü
Beşinci mevsimmiş gördüğüm meğer
Ömùr dedikleri kuş imiş meğer
Yaban ellerinde garip olanın
Maşuk aşkı ile derde dalanın
Aldanıp da yârdan ayrı kalanın
Geçen her günü de zar imiş meğer
Zayi olup giden huş imiş meğer
Toprak ile sudur bedende cana
Bulunmaz cahilde arama mana
Dokundum damlaya döndü ummana
Baykara topraktan hasılmış meğer
Ölünce yoldaşım taş imiş meğer
***














































