SATRANÇ / STEFAN ZWEIG
Öyküde; insanın iç dünyasının karmaşıklığı, savaşın insan psikolojisi üzerine etkileri, baskı ve yalnızlığın sonuçları, hiçlik duygusunun ağırlığı işleniyor. Buradaki baş karakter olan Dr. B, Stefan Zweig'in ta kendisi bence. Ayrıca 71 sayfalık “Satranç” yazarın son eseridir, yaşadığı hayatı durmadan sorguladıktan sonra eşiyle birlikte intihar etmiştir.
Dünya bir satranç tahtası; insan iyi ve kötüyü, siyahı ve beyazı içinde taşıyan bir varlık. Hırslar ve iyi niyetler yan yana yol alıyor.
İlk bakışta anlama problemi olan bir çocuk gibi görünüyor. Hareketleri yavaş ve ona bir şey söylemeden kendi başına asla bir iş yapmıyor. Anne ve babası yok, bir papaz onunla ilgileniyor. Fakat öyle bir gün geliyor ki o çocuk bir satranç dehasına dönüşüyor. Yirmili yaşlarda Mirko Czentovic, dünya şampiyonu oluyor. Artık soğukkanlı ve ne yapacağını bilen ünlü bir satranç ustasıdır o.
Öte yandan, Viyanalı genç bir avukat olan Dr. B, önemli ve zengin kişilerin mal varlıklarını yönettiği iddiasıyla Nazi baskısı sırasında tutuklanıyor. Dr. B'nin ailesi çok ünlü, amcası tanınmış bir doktor. Onu ve birçok kişiyi hapishanede değil, bir otel odasında tutuyorlar. Odada bir yatak, camları demirli bir pencere ve sıradan birkaç eşya…
Günlerce burada tutuluyor, belirli zamanlarda sorgu odasına gidip geliyor. Süre uzadıkça ruhsal olarak çökmeye başlıyor ve genç adamı hiçlik duygusu kaplıyor. Bir seferinde sorgu için beklerken askıda asılı duran bir subay paltosunun cebinde bir kitap fark ediyor.
Kitap okumaya aç olduğu için onu almayı düşünüyor. Yoksa odasında çıldırmaktan korkuyor. Fark ettirmeden alıp pantolonunun içine atıyor. Sabırsızlıkla odaya döndüğünde onun bir satranç kitabı olduğunu görüyor ve hayal kırıklığına uğruyor. Fakat yine de o kitaptaki her şeyi milim milim ezberliyor. Tekrar tekrar, tekrarlıyor. Artık o kitabın her karesini biliyor. Hatta yatağındaki büyük karelerden faydalanıp satranç tahtası olarak kullanıyor.
Ekmek parçalarından yaptığı satranç taşlarına artık gerek duymuyor. Çünkü bir süre sonra her şey kafasının içindedir.
Yeni bir çıkmazı vardır artık genç avukatın; hiç durmadan kafasının içinde kendiyle satranç oynamak. Bir tarafı beyaz ben, bir tarafı siyah ben olmuş ve adeta ikiye bölünmüş; kendine karşı savaşıyor. Uykularını bile ele geçirmişti bu durum. Yemek yemeği unutuyor ama büyük bir hararet içinde suya ihtiyaç duyuyordu. Beyni alev almış yanıyor gibiydi. Su için yalvardığı dahi oluyordu. Bir gün kendi ile kavga ederken sesleri duyan gardiyan ne olduğunu anlamak için içeri giriyor. İçeri giren gardiyana saldırıyor.
Dr. B, kendini kaybetmiş durumda. Gardiyanın boğazına yapıştığının, pencere camına attığı yumrukla elinin kesildiğinin farkında bile değil. Gözlerini açtığında rahat bir nefes alıp etrafını inceliyor. Çok geçmeden orada görevli bir kadın gülümseyerek ona bakıyor. Aylardır bir kadın görmemiş olan Dr. B, çok geçmeden bir hastane odasında olduğunu anlıyor. Onu muayene eden sevimli doktor ona iyi olacağını söyleyip bir şekilde serbest kalması için ona yardım ediyor. Ve kendisine asla satranç tahtasının başına geçmemesi gerektiğini söylüyor. Satranç şampiyonu Mikro Czentovic ve saçı sakalı ağarmış Dr. B, New York’tan kalkıp Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisinde, birbirinden habersiz yolculuk etmektedirler.
Yolculuk sırasında dünya satranç şampiyonu olan Czentovic'in de o gemide olduğunu öğrenen McConnor ve satranç meraklıları ondan bir oyun talep ediyor.
Ünlü şampiyon Czentovic, oyunu ancak para karşılığı kabul edeceğini söylüyor. Geminin sigara salonunda maç başlıyor. Oyuna oradaki herkes destek verebiliyor. Tam o sırada Dr. B de neler oluyor diye sigara salonuna giriyor.
McConnor'a hamlesinin yanlış olduğunu söylüyor. Bu sayede berabere kalıyorlar. Şampiyon, taktik veren kişiyi taktir ediyor. Maçların ücretini ödeyen McConnor ve meraklı kişiler bir oyun daha istiyorlar. Dr. B, hikayesini anlatıyor. Yaklaşık 20-25 yıl hiç satranç oynamadığını, sadece beyninde olan sanrıların gerçek olup olmadığını öğrenmek için tek bir kez oynayacağını söylüyor. Yine salondalar ve oyun başlıyor. Şampiyon gayet kendinden emin ve yavaş oynuyor. Dr. B ise hızlı. Sonuç Dr. B, şampiyonu yeniyor. Şampiyon neye uğradığını anlamlandırmakla meşgul. Bu adam kim, daha önce adını hiç duymadığı biri onu alt ediyor.
Yenilmeyi kabullenmeyen şampiyon, ondan bir oyun talep ediyor. Oyun artık bir savaşa dönmek üzere. Dr. B tıpkı anlattığı gibi aşırı tepkiler vermeye başlıyor. Hamleler yapıldıkça ortam geriliyor. Dr. B, şah diyor ama taşlar öyle söylemiyor. Ben, Dr. B'nin şampiyonun da tıpkı gardiyan gibi boğazını sıkacağını düşündüm ama yapmadı. Dr. B'nin hikâyesini bilen kişiler sakin olmasını söylüyorlar, yeni bir krizin ayak sesleri duyuluyor ve Dr. B kendini toparlayıp oyundan çekiliyor.
***














































