DÜNYA PİŞMAN DÖNECEK
hiç duydun mu bir kamışlık sayhasını
hiç gördüğün oldu mu senin içinden geçenleri
zaman aralığındaki ıssız leylak büklümleri
şebnemle eski türkülerin dibine çökerken
gördüğün oldu mu hiç kırık aksini
atlılar içinden geçerken
gözyaşınla dökülen gizli derdinle
dalgınlıkla çark ettiğin oldu mu ilk baharlara
yüzün eğilerek topukladın mı hiç anıları
gördün mü hiç feleği yakandan düşerken
sevişecek gibi oldun mu hiç bir kuş cennetinde
kendi raksında eriyen özlemler içinde
karmakarış bulutlar saçlarını okşarken
kan telef ettin mi hiç dikenli çiçeklere
kalbini yumrukladın mı hiç gücendiniz mi birbirinize
kahkahalar sırçasında ani bir suskunluk
kendine zar zor mukayyet olurken
kaçışa uzanırken sessizliği kime bıraktın
dünyanın şemailini hiç çarptın mı yere
eski resimlerin içine girerken
nasıl çerçeveledin kendini ağlatan şeye
dünyanın en çalışkanı aşktır
bazen ceza nöbeti alsa da
övgü dizdirir şiirlere
gidemediğin yerlere bilet yanacak gibi oldu mu
pişmanlık duydu mu aynadaki sen
sırların gizlendiği oldu mu kanın gölgesine
aradığın oldu mu ellerin
ne kadar gerekti beş duyudan fazlası
şiir dilendin mi hiç yüreğinden
ayaklandın mı kendine
elhan-ı şitada semadan düşen kar
bir iklim içinde bir iklim çarkında
dünya pişman dönecek
sivilceli günleri kaşıdıkça
ağzımızın terasından
kelimeler şiire dökülecek
***

















































