BUGÜN BABALAR GÜNÜ
Bir kez gördüm senin ağladığını.
Hıçkıra hıçkıra.
Bir kez gördüm içindeki ırmakların dışına taştığını
Ve o gün anladım erkeklerin neden ağlamadığını.
Ondört yıl olmuş babam.
Geleyim demiştim de.
İyiyim demiştin ya bana
Sonra ertesi gün kaybettik demişlerdi.
Kaybettik.
Son iki avuç toprak düşmeyene kadar üzerine bir damla yaş düşmemişti gözlerime
İnce ince içime akmıştın.
Sonra birden bir gök gürültüsü koptu içimde
Yığılıp kaldı bedenim sen kokan mezarının üstüne
En son geçen bayramda gelebildim yanına.
Ayrık otlarını temizledim yine.
Ve yine gülümsedim üzerinden hiç eksilmeyen yediveren gülüne
Ne çok severdin sen de çiçekleri, hala aklımda.
Renk renk çiçeklerde sen ne güzel gülümserdin.
Ondört yıl olmuş babam.
Ondört yıl.
Babamı verin kucağıma dediğin Ömer, dün üçüncü sınıfa geçti lisede.
Biraz ben gibi asi
Dili benden de uzun
Ama boyu da uzun tıpkı sen gibi.
Diğerleri de büyüdü elbette.
O yaramaz Gizem var ya.
O Gizem'in kucağındaki ikinci çocuğu işte.
Annesinden farkı yok inan. İki dakika durmuyor yerinde.
Parka götürmediğim gün basıyor küfürü serseri
Görmeni istediğim öyle çok şey oldu ki babam.
İkisini evlendirdim çocukların.
Her birinin iki çocuğu oldu. Umut üniversitede.
Ben senden sonra emekliye ayrıldım. Sonra diyar diyar gezdim her coğrafyayı.
Ne Afrika'sı kaldı gitmediğim.
Ne Afganistan'ı.
Yirmiye yakın ülke dolaştım yokluğunda
Şimdi yine Türkiye' deyim.
Üstelik iki adım ötede yaşadığımız yerlere.
İçimden hiç gitmek te gelmiyor ama biliyormusun.
Senden sonra abimizi de kaybettik. Güloşu da.
Hiç yoktan birer birer gittiler işte.
Şimdi her birimiz bir yerde.
Telefondan telefona değiyor seslerimiz .
Bayramdan bayrama bir kucaklaşma düşerse payımıza ne âlâ.
Yirmi gün sonrası bayram yine.
Ne çok üzülürdün bayram sofralarında bizden birilerini eksik görünce.
"Gelin ulan. Sizi seviyorum" diyemezdin de.
Kızardın inceden.
Şimdi bunu da daha iyi anlıyorum çocuklar geç gelince
Ben seninle anladım erkeklerin neden ağlamadığını
Ve her şeyi seninle anladım. Sen gidince...
İlk gençlik yıllarımda ne çok siyaset tartışırdık seninle.
Kemal abim bizi kızıştırıp kenara çekilir, sen bana bağırana kadar ben hep konuşurdum.
Hem kızardın bana biliyorum, hem de gurur duyardın.
Yaşlandık baba ya.
Yaşlandık işte.
Hepimizin boyumuzca çocukları var yanımızda.
Bir tek bekarımız kaldı. Biliyorsun
dünya çok ta umurunda değil Yalçın' ın.
Herkes, öyle böyle yaşıyor işte. Profesör torunun var. Doktorlar var .
Öğretmenler. Mühendisler.
Ben hala makinalarla boğuşuyorum.
Gün boyu yağ pas içinde olsam da. Yüzüm aydınlık merak etme
Annem, o da iyi.
Bir avuç bir şey kalmış işte .
Yinede açık tutuyor senin kapını.
Toplanıyoruz arada bir de olsa.
Erkeklerin neden ağlamadığını ben seninle anladım
Ve seninle öğrendim babalığın ne olduğunu.
Öpüyorum ellerinden binlerce.
Rahat uyu emi babam.
Ebediyete intikal etmiş bütün babalara saygıyla.
Truva Edebiyat Dergisi













































