BİR KİTAP: VİCDANINI ASLA ÖLDÜRME / TÜRKER ALPERTONGA
Genç kalemlerden Türker Alpertonga’nın kaleme aldığı kitaplardan birkaç tanesini daha okumuş ve bu sayfalarda paylaşmıştım.
Kitaplar genellikle ya yaşantıdan kesitler varsa veya akıcı bir dille yazılmışsa… Evet bu kitapta benim için her ikisi de mevcut. Hâl böyle olunca da severek okuyorsunuz. ‘’Konusu ne acaba?’’ diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Binlerce öyküye, romana ev sahipliği yapmış olan Anadolu ve Anadolu insanı.
Roman, Anadolu’da meydana gelen bir toprak kavgası ile başlar. Küçük bir anlaşmazlık, zamanla büyüyerek aileler arasında derin bir düşmanlığa dönüşüyor. Bu düşmanlık, sonunda bir cinayet ile sonuçlanıyor ve olayların seyri geri dönülmez bir noktaya geliyor (Binlerce örnek var bu konuda)
Roman boyunca yazar; insanların mevki, güç, para ve hırs uğruna nasıl değişebildiğini gösteriyor. Karakterler, kendi çıkarları uğruna vicdanlarını susturuyor; fakat bu susturuluş, onları içsel bir boşluğa sürüklüyor. Roman, geçmişte yapılan hataların telafisinin mümkün olmadığını ve her yanlışın bir gün karşımıza çıkacağını da vurguluyor.
Entrikalarla oluşturulmuş olay örgüsü, okuru sürekli bir merak içinde tutuyor. Karakterlerin içsel çatışmaları, toplumsal düzenin yozlaşmasıyla birleşiyor. Yazar, akıcı bir dil ve sürükleyici bir kurgu ile insanın en temel özelliği olan vicdanı merkeze alıyor.
Son bölümde ise roman, okuru beklenmedik bir final ile karşılıyor. Bu final, yalnızca karakterlerin değil, okurun da kendi vicdanıyla yüzleşmesini sağlıyor. “Vicdanını Asla Öldürme” böylece bir roman olmanın ötesinde, bir vicdan muhasebesi çağrısı hâline geliyor.
Bir aile işletmesi gibi kurdukları, ‘’Düş Kurguları’’ yayımcılık yaşamındaki sürenin kısalığına karşın onlarca yazara ve yüzlerce kitaba can verdiğini; edebiyat dünyasında yer almalarını sağladığını görmekteyiz… Yazın ve yayımcılıkta kendilerine başarılar dileriz…
***

















































