KINALI SERÇE / ŞERMİN YAŞAR
Okuma saatinde öğrencimin elinde “Kınalı Serçe” kitabını gördüğümde, dikkatimi ilk çeken şey kapağın etkileyici tasarımı oldu. Osmanlı’nın 1840’lı yıllarındaki Topkapı Sarayı’nı âdeta bir Boğaz manzarası tablosu gibi sunan bu kapak, kitabı elime almadan önce bile merak uyandırmıştı.
Sayfaları karıştırırken öğrencim, Şermin Yaşar’ın tüm kitaplarını okuduğunu ve bu eseri özellikle tavsiye ettiğini söyledi. Üstelik “Sizden sonra en sevdiğim yazar.” diyerek küçük bir jestle kitabı bana uzatınca tebessüm etmemek mümkün değildi. İşte, “Kınalı Serçe” ile tanışmam böyle başladı.
Şermin Yaşar, Ocak 2025’te Kronik Kitap’tan çıkan 149 sayfalık bu yeni romanında minik okurların gönlünü bir kez daha fethediyor. Daha ilk sayfalardan itibaren sürükleyici dilini yine konuşturan yazar, okuru 1840’ların Topkapı Sarayı’na uzanan büyüleyici bir tarih yolculuğuna çıkarıyor.
İstanbul’un kalbi sayılan bu mekânın romanda yalnızca bir saray olmadığını, aynı zamanda köklü kültürümüz ve geleneğimizin de izlerini taşıdığını gösteriyor.
Eserde, ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın dipnotları da yer alıyor. Ortaylı’nın geniş tarih bilgisi, romana âdeta bir rehberlik katmanı ekleyerek genç okura zengin bir bilgi hazinesi sunuyor.
Romanın anlatıcısı, Topkapı Sarayı’nda görev yapan 10 yaşlarında bir şamaroğlanı.
Lala ders verirken şehzade yerine kimi zaman onu azarlar. Bazen içten içe kırılır, lalaya kafa tutar şamaroğlanı.
Burada okura fazla ipucu vermeden saraydaki herkesin gizemli bir “Kınalı Serçe”den söz ettiği bölüme geçmek istiyorum. Bu isim neredeyse saray halkı arasında bir şifre gibidir. Anlatıcı, bu gizemin peşine düşerken kendi lakaplarının da çeşitliliğiyle karşılaşır: Şamaroğlanı, Yağcı Efendi, Helvacı Paşa, Laklakî, Sabuncuzade… Hepsi bir dönem saray hayatının renkli yansımalarıdır. Ancak zaman ilerler; bir gün çıkacak Soyadı Kanunu, tüm bu lakaplı gelenekleri değiştirerek tarihte bir dönüm noktası yaratacaktır. Kitabın ilerleyen bölümlerinde şamaroğlanının Atatürk’le karşılaşması ise şaşırtıcı olmaktan çok anlamlı bir tarihsel bağ kuruyor.
Hem güldüren hem düşündüren bu roman, çocuk edebiyatında tarih anlatısının nasıl ustalıkla işlenebileceğine dair başarılı bir örnek.
İlber Ortaylı’nın katkılarıyla Osmanlı İstanbul’u, saray yaşamı, Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluş süreci sade ama etkili biçimde okura aktarılıyor. Topkapı Sarayı’nın yalnızca bir saray yönetiminin mekânı olmadığı; kültürün, törenlerin ve geleneklerin şekillendiği bir merkez olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor.
Çocuk edebiyatının üretken ve sevilen isimlerinden Şermin Yaşar, “Kınalı Serçe” ile yalnızca minik okurlara değil, 7’den 70’e herkese hitap eden samimi, akıcı ve öğretici bir roman ortaya koymuş. Tarihle harmanlanmış bu keyifli yolculuğu gönül rahatlığıyla tavsiye ediyor, tüm okurlara iyi okumalar diliyorum.
***















































