KİTAP ANALİZİ
Giriş Tarihi : 03-08-2024 16:39

Bir Kitap: İçimizdeki Yıldızlar / Emel Can

Yazan: Dilek Altundağ -BİR KİTAP: İÇİMİZDEKİ YILDIZLAR / EMEL CAN

Bir Kitap: İçimizdeki Yıldızlar / Emel Can

BİR KİTAP: İÇİMİZDEKİ YILDIZLAR / EMEL CAN

Editörlüğünü Metin Özdamarlar’ın üstlendiği “İçimizdeki Yıldızlar” Şubat 2024’te Atlıkarınca Yayınları etiketiyle çıktı. Emel Can; “Kardeşimin Annesinde" olduğu gibi ikinci kitabında da ailemizle, arkadaşlarımızla okuyacağımız bir romanla çıkıyor karşımıza.

“İçimizdeki Yıldızlar” yaşanması muhtemel bir olaydan uyarlama olduğu için gerçekçiliği sayesinde inandırıcılığı da artıyor. Mesut Hayat’ın  “Sevginin ve dostluğun gücünü anlatan, her yaştan okurun kalbine dokunacak bir roman” dediği “İçimizdeki Yıldızlar"dan kısaca söz etmek istiyorum.

Hikâye bir otobüs terminalinde başlamaktadır. Orta yaşlardaki Ekrem, Erzurum Anadolu Lisesi’nin mezunlar buluşmasına gidecektir. Durum böyle görünse de işin aslı Ekrem'in çocukluğunun geçtiği Erzurum'a yıllar sonra gitmek ve içinde bir yara olarak kalmış çocukluğu ile yüzleşmek istemesidir. Bu yüzden çoğuna katılmadığı, pek de önemsemediği mezunlar buluşması için Ankara'dan Erzurum'a bir otobüs ile hareket eder.

Kahramanımız yol macerasını, kendine eşlik eden yolcuların (Tesbihli teyze, uyuyan genç kız, profesör, Hakan Beyler, baba-oğul) kısaca yolculuğunu anlatırken, bir yandan da geçmişe yolculuğa çıkar. Hikâye geri dönüşlerle bazen 1998 yılından çocuk Ekrem'in dilinden, bazen de 2022’ye günümüze gelerek yetişkin Ekrem'in dilinden aktarılır.

Çocuk Ekrem Erzurum'da ortaokulda okuduğu yıllarda oldukça içe kapanık, derslere ilgi duymayan bir öğrencidir. Ziya ve Yusuf adlı öğrencilerden akran zorbalığı görür, öğretmenleri ile iletişimi de kopuktur. Onunla arkadaş olan tek kişi Esme olsa da o da iyi özellikleri olmayan bir öğrencidir.  Ekrem derslerde sık sık camdan dışarı dalmakta, dikkatini bir türlü toplayamamaktadır. (Ekrem dikkat dağınıklığı olan bir öğrencidir. Sebebi ise ailedeki ilgisizliktir.) Annesi ile ilişkileri iyi olsa da babası ile arasında daima bir mesafe vardır ve babasının ilgisine ve sevgisine muhtaçtır. Günün birinde okullarına uzak bir kasabadan gelen Özgür ile pek anlaşamaz. Ekrem, sıradışı ve problemli bir kişiliği olan Özgür'den pek hoşlanmasa da onda gördüğü cesarete imrenmektedir. Günün birinde aralarında yaşanan bir kavga ise ikisini yakınlaştıracak ve iki iyi arkadaşa dönüştürecektir. Kitapta geçmiş ve günümüz bir arada işlenmiş, anlatıcı zaman zaman çocuk Ekrem'ken, zaman zaman da yetişkin Ekrem olmuştur.

Yetişkin Ekrem, mermer ticareti yapan bir şirkette yöneticidir. Bir yandan da amatörce hikâyeler yazan, edebiyata meraklı biridir. Yol boyunca bilgisayarına öyküler karaladığını ancak bir türlü bitirmediğini görürüz. Yol boyunca yolculuğundan, yol arkadaşlarından söz eder. Ancak esas konusu çıktığı yolculuktan duyduğu korkudur. Geçmişte arkadaşı Özgür'le yaşadığı bir olaydan duyduğu pişmanlık duygusu bütün hikâyeye hâkimdir.
Yol bitip Erzurum'a yaklaştıkça huzursuzluğu artar. Yaşadıkları kavgadan sonra iki iyi dost olan Ekrem ve Özgür birlikte çok sey paylaşır. Ekrem Özgür'den cesaretli olmayı öğrenirken, Özgür de Ekrem'den kurallara uymanın gerekliliğini öğrenir. Babası üvey olan Özgür ile öz babasının ilgisinden mahrum büyümekte olan Ekrem birbirlerinin eksik yanlarını tamamladıkları sıradışı bir dostluk kurar.

Ekrem'in bir iftiraya uğrayan Özgür'den yana olması dostluklarını başlatan olay olarak görünse de onları birbirlerine asıl yaklaştıran birbirlerinin eksik yanlarına duydukları merhamettir. Herkesçe dışlanan iki yaralı çocuk birbirlerine şefkatle yaklaşmış çok iyi dost olmuşlardır. Bu her ikisine çok iyi gelmiş olsa da kötü bir deneyim onları beklemektedir. Ekrem'in dolaylı şekilde sebep olduğu bir kaza Özgür'ü ağır yaralamış, hastaneye kaldırılmasına sebep olmuştur. Hikâyedeki çocuk anlatıcı Özgür'le olan hikâyesini aktarırken, yetişkin anlatıcı da kendini nasıl suçladığını, yaşadığı pişmanlığı anlatır.

Yetişkin Ekrem Erzurum'a yaklaştığı sırada ani bir kararla yolculuğunun kendine bile itiraf edemediği asıl maksadını hatırlayarak yol üzerinde iner ve çocukluğunda yaşadığı kasabaya gider. Eski arkadaşını bulmak gibi bir planı olmasa da Özgür'ü orada bulur. Özgür evlenmiştir ve bir de oğlu vardır. Aksayan bir ayak dışında kazadan da hiçbir iz kalmamıştır. Üstelik dostlukları da aradan yıllar geçmemişçesine içten ve sıcaktır. Arkadaşının evinde bir gece misafir olan Ekrem, ekonomik durumu çok da iyi olmayan Özgür için bir şey düşünür. Aynı kasabada çocukken kaldığı evlerine gider ve orayı Özgür ve ailesi için dayayıp döşer. Burayı Özgür'e anahtarları ile teslim eder.

Yetişkin Ekrem dönüş yolculuğunda hiç olmadığı kadar huzurludur. Yol boyunca geçmişi anlatan, yıllar yılı suçladığı içindeki çocuk ile barışmıştır. Geçmişi ile tüm hesaplarını kapatmış aradığı iç huzurunu yakalamış bir Ekrem olarak geriye yaşlanır ve bilgisayarında yepyeni bir sayfa açarak yarım bırakmayacağına emin olduğu bir hikâyeyi “Ekrem ile  Özgür'ün hikâyesini” yazmaya başlar.

Kitabı okurken çocuğu aşırı yaramaz veya aşırı içe kapanık yapan şeyin aslında ailede hissettirilmeyen sevginin olduğunu anlıyoruz. Yetişkinlikte ise iç huzurunu sağlayan şeyin içimizdeki çocuğun huzuru olduğunu anlıyoruz. “İçimizdeki Yıldızlar” bu yönü ile geçmişten geleceğe uzanmakta ve iç huzurun ancak ve ancak sevgi ve kendini affedebilme gibi duygularla sağlanabileceğini hatırlatmakta... 
İki çocuğun kurduğu bir dostluğun onları gelecekte nasıl etkilediğine onları iyi, doğru, güzel insan yapabildiğine şahit oluyoruz.

Özgür'ü günümüzde sevilen bir insan, Ekrem'i de iyi bir iş adamı yapan şey aslında geçmişte saf duygularla kurdukları dostlukları ve o dostluğun kendilerine kazandırdıklarıdır.

Metin Özdamarlar’ın, “Herkes bir yıldızdır. Önemli olan o yıldızın gökte mi yoksa yerde mi olduğudur.” sözüyle bitirmek istiyorum yazımı. 
İçindeki yıldızları keşfetme yolculuğu yapmak isteyenlere tavsiye ediyorum kitabı…

Editör: Dilek Tuna Memişoğlu 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi