KİTAP ANALİZİ
Giriş Tarihi : 30-12-2023 00:39   Güncelleme : 30-12-2023 01:08

Bir Kitap: Bir Kalan Olmalı / Dersim Özel

Yazan: Işıl Işık -BİR KİTAP: BİR KALAN OLMALI / DERSİM ÖZEL

Bir Kitap: Bir Kalan Olmalı / Dersim Özel

BİR KİTAP: BİR KALAN OLMALI / DERSİM ÖZEL

Kitabın ilk cümlesi; "Yolun tozuyla bir ol ki derin aynılığa varsın" Lao Tzu. 

Romanın bir yolculuğu anlattığına dair gelişen hislerim, sayfalarda yaşananları destekler nitelikteydi. "Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenleri" diyen Ahmet Haşim gibi, ben de anlayarak usul usul romanın kahramanı Hasan'la üç yere seyahat ettim.

Kelimeler, tasvirler, anlatım öylesine derin ki... 
Bir an, dünya klasikleri okuyorum, Rus yazarlarla birlikteyim ya da en doğrusu bir tiyatro eseri var elimde.

William Shakespeare'i inceliyorum gibi. Böylesine bir mistik, psikolojik, felsefe örtülü bir romanla karşılaşacağımı pek ummuyordum. İlk izlenimim bir polisiye, gerilim, aksiyon vs doğrultusunda sonlanacak hissiydi. 

Ortada dört beş kelime var: “Toz", "yoğurt", "heba", "sadece”

Bu kelimeler, pek çok bölümde ana karışımın esaslı harçları şeklinde vücut buluyor.

Yani, bu kelimeler bir ağacın dallarına asılı yapraklar misali. Bölümler, bu minvalde bütünlük sağlıyor. Bu romanla en çok da bir yazarın donanımlı olması gerektiği kanısına vardım. Oturup eline kalemi almakla iş bitmiyor. Yanınnda felsefe, tarih, coğrafya, psikoloji, mantık, hatta mitoloji öylesine gerekli ki…
Örneklenmeler bu ana hatlar çerçevesinde esere vitamin, gelişim, hız ve güzellik katıyor.

Dersim Özel’in de, bu anlamda çok başarılı olduğunu söyleyebilirim.

Konuya bakalım biraz da:

Her şey sonsuz bir çözünmeyle sonsuz bir yaşam vaat edilen, hükümsüz anıların bile hayat sebebi olabileceğini gösteren tozlarla başlıyor.

Roman kahramanı Hasan bir muhasebecidir. Kendi işini büyük bir mücadeleyle kurmuş, adeta iğneyle kazıyarak.

Yoğun çalışma temposunun sonrasında işten evine döndüğünde apartmanındaki dairelerden birinin kapısının açık olduğunu görür. İçeride genç bir kadının kendini astığını, evde ondan başka kimsenin olmadığını farkederek hayatının şokunu yaşar.

Hemen polisleri arar. Polisler gelir, işlerini yapıp giderler ama kız, zihnine yerleşmiştir artık. Kızın dairesini gizlice karıştırınca kızın yazdığı kâğıtlara ve birkaç fotoğrafa ulaşır. Kâğıtlarda yazılanlara göre kişilik bölünmesinden muztarip kız, üç yere gittikten sonra kendini asmaya karar vermiştir. İntiharının sebebiyle ilgili bir açıklama yoktur. Bu noktadan sonra kızın gittiği yerleri görmek, neden-sonuç ilişkisini çözmek, amacının getirdiği noktayı nihayete erdirmek için  çıkar yollara. Artık kendisinin bile farkında olmadığı gizli bir bağ kement atmıştır kalbine. Meçhul kadın gayesi olmuştur. Kızın çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olması ve bu kişiliklerden birinin intihara meyilli diğerini ikna etmeye çalıştığı ikinci kişiliği arasındaki süreçte neler yaşandı?

Hasan, kızın bıraktığı mektuplardan, fotoğraflardan başlayarak istikamet rotasını hangi duraklara çevirdi? Gittiği patikayı, göremediği köpeği, kurdun kanını, geyiği, tüfeği, keçiyi, yaşlı çifti, hastaneyi, bilekliği, korkuluğu unutabildi mi? Rakibi kimdi? Aynı bedende çok kişiyken tek kalabildi mi Hasan? Kızın ölümüyle armağan ettiği matruşkanın içinden yenileri çıktı mı?

Hasan'ın kızın şizofrenik halleri karşısında ürkmesi muhtemelken, kötü düşünmesi gerekirken bunun aksine, hoş karşılaması hatta ona bağlaması kendisinin de bir kişilik bozukluğuna sahip olduğunu gösteriyordu bana göre. Bu çıkmazda okuru bir gölge gibi içine çeken Hasan’ın iç sesinde, beyninizin ruhunuzla dans ettiği tasvirlerin lezzetinde bu romana en kısa zamanda başlayın derim.

"Yaşamak, acı çekmektir. Hayatta kalmak ise, bu acıda bir anlam bulmaktır." (sayfa 167)

“Mevsimleri tanıyamazsa bir ağaç, tohum saçsa da ölüdür."de deme.” (sayfa 164)

"Herkesin ciğerlerine saplı bir şeyler var ama geri kalan her şey çok güzel. Herkes de. Sütün beyazlğı, elmanın kabuğu, bir bekleyiş, nemden boyası dökülmüş bir yazlık ve sonsuz güzellikte dağ keçisi boynuzu." (sayfa 163)

“Bitmekte olan bir sonbahar akşamının bakır renkli ışığına yakın bir rengin güzelliğinin gülümsetemeyeceği insan yoktur.

“Yaşam kendini yok eden bir düştür.” (sayfa 158)

"Burası, hiç kimsenin kabul etmeyeceği belli yaşamların genel prova mekânı," diyorsun her geçene.” (sayfa238)

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi