MANZUME
Giriş Tarihi : 02-09-2025 18:50   Güncelleme : 03-09-2025 00:38

Bir Garip Eylül Hikâyesi / Recep Altın

Recep Altın -BİR GARİP EYLÜL HİKÂYESİ

Bir Garip Eylül Hikâyesi / Recep Altın

BİR GARİP EYLÜL HİKÂYESİ

Aylardan eylüldü.
Ağaçların dallarından yapraklar birer, ikişer düşüyor
Ve kış kendini yavaş yavaş hissettiriyordu.

Yakacak da yoktu.
Ve garibanlık aşkı yavaş yavaş öldürüyordu.

Her gün simit ile çay  gitmiyor,
Değişik şeyler yapmak gerekiyordu.

Yağmur yağıyor,
Ayakkabılarım delik, yağmura karşı koyamıyordu.

Çoraplar dersen, cebime özenmiş,
Ayaklarım ne güzel de sızlıyordu.

Ve kız vitrindeki o gümüşten melekli kolyeyi beğeniyordu.
Ellerimi cebime atıyordum.
Parmaklarımın ucuna az bir para değiyordu.

Yüreğim benden nefret ediyor,
Ayaklarım hadi gidelim,
Gözlerim ne olur kalalım diyordu.

Ve ben ne yapacağımı bilmiyordum.
Ben daha on altı yaşına yeni giriyordum.

Oto tamircisinde çıraktım. 
Annem evde yalnız, beni bekliyordu.

En son hasta yatağında yatıyordu.
Merak da eder şimdi iş çıkış saatini de biliyordu.

İlaçla ekmek alacaktım ona ben.
İlaç ile ekmek mi yoksa o melekli kolye mi, karar vermeye zorlanıyordum.
Ve beynimi  anlamını bile bilmediğim bir umarsızlık kaplıyordu.

Ve sonra  kıza, hadi gidelim aşkım diyordum.
Biliyordum o da kızıyordu bana
Ama belli etmiyordu. 

Ve akşamın karanlığı yavaş yavaş çökmeye başlıyor,
İnsanlarda tatlı bir telaş, herkes hızlı hızlı yürüyordu. 

Ve kız, "Bir daha buluşmayalım olur mu?" diyordu.
Ben de tek kelime ile mecburen "Tamam" diyordum.

Ben ekmek ile ilaç almaya karar veriyordum.

"Hoşça kal." diyordum.
Ve ona da hak veriyordum.
"Kendine iyi bak." deyip
Arkamı dönüp otobüs durağına geri dönüyordum.

Zaten annemi de merak ediyordum.
İlk haftalığımla ona ilaç alacaktım.
Nasıl da sevinirdi şimdi eve varınca ellerimi dolu görünce.

Ve yüzüm yavaş yavaş gülümsemeye başlıyordu.
Eczane kaçta kapanıyordu?
Kapanmadan yetişiyordum.

Evin bahçesinden adımı mı atıyordum.
Savaş kazanmış onurlu bir komutan gibi
Omuzlarım geniş, alnım açık, başım dik duruyordu.

Tarhana çorbası ne güzel de kokuyordu.
Annem bana küçük düşüyordu.
Biliyorum bir sürü yemek yapmak istiyordu.

"Olsun anne." diyordum.
"Benim karnım doydu, zaten çok da yorgunum hemen uyuyacağım hadi sana da iyi geceler.
İlacını da içmeyi sakın unutma, çabucak iyileş." deyip uyumaya koyuluyordum.

Ve o sabah güne bir başka uyanıyordum.
Ve işime koşar adım gidiyordum.

Ooo ustam dükkanı çoktan açmış,
Allah kahretsin yine mi geç kaldım!

Ustam; "Yok be oğlum, ben erken açtım." diyordu.

O zaman biraz seviniyordum.

Ve ustam "Dün ne oldu lan kızla?" diye bir soru soruyordu.
Ben kısa ve net bir cümle kuruyordum.

Garibanlık, âşık olmayı kaldıramıyor be usta!

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Bilgi Şakar

EditörEditör