AZAT ET
Geceler ateş alıp tutuşurken özleminle,
Sensiz atan yüreğimde alevler üşür yoksun diye.
Küllerinden arta kalandır bu aşk belki de.
Acılar galeyana gelip
Akıl çaprazında bir bir sıralarken soruları,
Sırra kadem basar umutlar.
Ciğerin isli korunda kalbimin kapanmayan yarası usul usul kanadı,
Şehre yayıldı tiz bir yalnızlığın hıçkırığı.
Şehri kaplamış musibet kara bulutlar.
Çisil çisil ıslanırken kaldırımlar,
Ne yana baksam kol gezer hatıralar.
Prangalı bakışlar,
Prangalı kavuşmalar,
Ve ben şehrin sisinde yas içtim
İçli içli ağlarken bulutlar…
Kurulmuş simsiyah gecenin eteklerine yalnızlığın senfonisi,
Çınlar gece, ağlar gece,
Geceler çaresizliğimin iniltisi…
Bakarken yıldızlara umutsuzca,
Sokulup usul usul gecenin koynuna,
Düşler ağlar acı acı
Gidişinin hep perde arkası…
Yolunu gözlediğim pencerelerim buğulandı,
Görünmez oldu kavuşmanın yolları,
Menfezleri çökmüş pencerelerin umutları kırık, yaralı.
Gecenin buhranları üstüme abandıkça
Örgütleniyorum
Acıya, baş belası için için yanmalara.
Ve kokun gelir burnuma,
Ahh! Derin derin çekip içime doldururken kokunu her bir hücreme.
Anlamalıydım
Yalnızlığıma stoklanan kokunla avunacağımı,
Ve anlamalıydım
Kokunun gecelerimi harlatacağını…
Göğüs kafesimin tam orta yerinde bir çatırtı,
Ölesiye sancılı,
Yokluğunun içimde bıraktıkları,
Kulaklarımda ise acı sözlerin yırtığı.
Kokun harmanlanırken hayalinle,
Ömrüm anılara müebbet.
Gözlerimin terine meftundur hasret.
Taziye yeridir ahı çehresinde gecenin dilsiz meydanı.
Bekleyişlerimin Eyyubi sabrı çatladı.
Hayra yorduğum tüm düşler
düşüyor kirpik uçlarımdan birer birer.
Gönül kapımın önünde birikmiş sabrımla diliyorum,
Sabredemiyorum ayrılıklar gömütünde arasatta,
Tut beni zuhuratta.
Hüznümün sızısıyla sesleniyorum sana
Ey hasret!
Beni azat et.
Ey aşk!
Beni azat et…




























































