ASUDEYİM
Şimdi ben, şiirler yazıyorum kendime,
Öksüz bir çocuk gibi buruk ve ağlamaklı.
Yüreğimde keskin bir yanık kokusu,
Rüzgârlar demleniyor sıcağımda.
Zaman, düşüp kırılırken üstüme üstüme,
Bir pişmanlık bırakıyor büsbütün ellerime.
Gözlerimde yağmur bulutları
Sanki damlayacak bir çöl arayışında.
Savrulan bedenimde hiçliğin sarhoşluğu,
Vuslat ta uzaklarda,
Asudeyim.
Kaç veda yaşadı, sormadım!
Yazık yüreğime
Kaç fırtınadan çıktım; ağır yaralı, perişan.
Sinemde kaç sabah güneşine küstü saymadım.
Vatanından sürgün, mülteciyim şimdi.
Ellerimde güz gülleri, suyuna hasret kalmış,
Yüzlerce çiğ düşmüş gözlerime.
Gel ne olur! Sen bari yakma şu yüreğimi.
Buruk bir sesle sesleniyorum dünüme,
Her acı kendi içinde devleşir bilirim,
Asudeyim.
Kalbim sıkışıyor, salkımından koparcasına,
Derin yalnızlıkların gölgesindeyim,
İçimde anlamsız, garip bir özlem büyüyor,
Bir şarkının ezgisinde kendimi avutuyorum.
Gönül sanki Yusuf'unu arıyor,
Hıçkırıklar tetikte perde perde.
Sineme kaç diken sardım kanatırcasına
Kopardım vuslat zincirlerini Ayaklarımdan.
Bileklerimde zincirin izleri alaycı tavrıyla,
Asudeyim.
Yaşanmamış bir hayatın yükünü taşıdı bu yürek,
Gözlerim hasret kaldı uykusuna,
Dehlizlerden geçirdim tüm rüyalarımı,
Saçlarım rengini kaybetti kar beyazında,
Kanatlarımda bir serçe yorgunluğu mu var bilmem.
Vedalar karıştı dünün yokluğuna,
Hasret ekip, hasret biçer zavallı kalbim.
Uğurlarken ellerim, yüreğim harda,
Yaşarım işte, bilmem hangi diyarda.
Editör: Nevin Bahtışen
















































