ARZUHÂL
Dört duvar arasındasın.
Ranzan pas tutmuş,
Umutlarında pranga var.
Bahar sende nadasa bırakılmış,
Kim bilir, papatyaları özlemişsindir.
Soğuklar da bastırdı biliyorum.
Penceren daima açık,
Kar perçinlemiş içeriye!
Soğuk hava, mekân tutmuş sende,
Yüreğin üşümesin, uyan evlat, uyan!
Saçlarına kırağı düşmüş,
Bıyıkların buz tutmuş,
Gerdanında hıçkırık var biliyorum.
Avcumdaki güneş ışınlarını ve
Bendeki baharı getireyim sana.
Koyunların sesi heybemde,
Omuzumda siyah bir keçe,
Derinin içinde bal ve tereyağı.
Akbağ’dan pırtıklı pekmez,
Tandır ekmeği getireyim sana.
Gam gasavet var yüreğimde,
Saçlarımdan örgü örüyorum.
Dibinde senden kalma kar,
Üstünde kara bulutlar,
Kilim dokuyorum geçmişime.
Bedenim han duvarları,
Bir kum fırtınasında iradem.
Cebelleşiyorum içimdekilerle
İs bırakmış kanatlarımda,
Göç edemiyorum yüreğinden.
Bir dalımda kumrular
Bir dalımda bülbüller
Ötse dahi cehennemdeyim.
Ruhsati dünyadan geçiyorum,
Arzuhâli kefenime yazıyorum.
Dudaklarım üşümüş gibi
Dilim lal konuşamıyorum.
Örgü ördüklerimi kestim,
Sözcüklerine veda eden
Karamsar bir şairim ben.
***














































