BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 17-09-2025 22:39   Güncelleme : 18-09-2025 00:06

Ahmet Rasim - Toplumun Sesi / Nevin Bahtışen

Hazırlayan: Nevin Bahtışen, AHMET RASİM - TOPLUMUN SESİ

Ahmet Rasim - Toplumun Sesi / Nevin Bahtışen

AHMET RASİM - TOPLUMUN SESİ

Tarihi güzelliklerin filizlenip boy verdiği, sırlarla dolu mucizevi bir şehir…

İstanbul…

Doğu Roma zamanında yapılarak, zamanın Konstantinopolis’ini çevreleyen ve “şehir surları” olarak da bilinen güvenli alanın içinde, yerleşmiş, iyot kokusunun buram buram serpildiği bir yer...

İstanbul’un güzel ilçesi Fatih….

Fatih’in Sarıgüzel Mahallesi, zamanın gizemine saklanmış varlığını devam ettiriyordu.

İsmiyle müsemma, güzel bir kızdı Nevbahar.

Bahar gibi taze ve güzeldi. Menteşeoğulları’ndan Kıbrıslı Bahaddin Efendi ile izdivaçları yapılmıştı.

"Mutluluk bu kadar mı kısa sürer? Gelin, güvey olmanın anlamı bu kadar mı dedirtecek kadar kısa mı sürer?"

Bahattin Bey; kanından, canından bir parça bebeğiyle eşini bırakır gider.

Nevbahar; çiçeği burnunda gelin, bebeğine hamileyken terk edilir.

Baharı yaşamadan sonbaharın kara bulutlarında kaybolup kasırgasında kolu kanadı kırılmıştı.
Yüreği surlardan sarkan buzlar gibi donmuştu.

İkinci bir kalbin atışları uyarıyor, küçük ayakların karın duvarlarını sık sık tekmeliyordu. Annesini, kendinde ve zinde tutmak istiyordu. Bütün zorluğa rağmen birlikte mutlu olmalıydılar. 1865 yılında gökten bir nur inmiş bir mucize gibi doğmuştu. Annesinin solgun dünyasına bir bahar dalı uzatılıvermişti. Nevbahar’ın sevgili yavrusu, can yoldaşı olmuştu oğlu Ahmet.

Nihayetinde Nevbahar Hanım, oğlunu tek başına yetiştirmiştir.

Küçük Ahmet, 1875 yılında Darüşşafaka’ya başladı.
Zamanının dilini kullanmayı benimseyecek olan Ahmet, edebiyatla burada tanışır.

Notaların tınısı sessizce hayatına giriverir. Mehmet Zekai Dede’den müzik dersleri almaya başlayan Küçük Ahmet, boyundan daha büyük işlere kalkışır. Her ne kadar ileriki hayatında edebiyattaki Batılılaşmaya karşı çıksa da kendi çabasıyla Fransızca öğrenmiştir.

Her şeyi en iyi yapma çabası, kendine alabileceği en doğru alışkanlıkları edindiği için bütün güzel yollar önüne açılıveriyordu.

Eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi. Her Darüşşafaka mezunu gibi Posta ve Telgraf Nezareti’nde memur oldu.

Her işi başarıyla yaptığı gibi bu işinde de başarılı olsa da aklı, fikri yazarlıktaydı.

Harflerin büyüsüne kapılmış ve edebiyatın sonsuz bahçesinde gezinmek varken dört duvar arasında memurluk yapmayı benimseyememişti.

Hayatına yazar olarak devam etmeye başlayan Ahmet Rasim, ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi’nin Tercümanı Hakikat gazetesinde yayımlandı.

İlk tercümesi olan “Yolcu” başlıklı yazısıydı. Bu bir başlangıçtı. Ardından dönemin ünlü gazetesi, Baba Tahir vasıtasıyla Ceride-i Havadis’te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayınlamaya başladı.

Bir süre Mekteb-i Behrami adlı okulda ve Komonto Musevi okulunda, öğretmenlik yaptı.

Ahmet Mithat’tan gördüğü teşvik sayesinde 1885’ten sonra kendisini tamamen gazeteciliğe verdi.

Yayın hayatına 1891’de başlayan Serveti Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrika halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu.
“Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife” burada yayınlandı.

Ancak Servet-i Fünun yazarlarının genel edebi çizgisini benimsemedi.

O, Ahmet Cevdet Paşa ve Ahmet Mithat Efendi’nin Doğu ve Batı edebiyatının olumlu yanlarını sentez haline getirmeyi amaçlayan edebi anlayışını benimsemiştir.

1908’de Hüseyin Rahmi ile birlikte 37 sayı süren “Boşboğaz ile Güllabi” adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Maluma, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Dosyali Ay, İkdam, Vakit, Akşam, Cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü.

1898’de Alman İmparatoru ll. Wilhelm’in Suriye gezisi sırasında Malumat gazetesi tarafından Suriye’ye, 1916’da da Sabah gazetesince Harp Muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi.

Okullar için yazdığı tarih, dil bilgisi, imla ve aritmetik gibi çeşitli konulardaki eserlerini kitap halinde bastırdı.

Menakıb-ı İslam adlı kitabı için ll. Abdülhamit’ten Mecidi Nişanı aldı. Şiir, hikâye ve roman alanlarında eserler verdiyse de onu günümüze ulaştıran “Şehir Mektupları, Eşkali Zaman, Ciddü Mizan, Gülüp Ağladıklarım” gibi inceleme, araştırma ve gözleme dayanan yazıları oldu.

Hem gülüp hem ağlamayı hem de çocuk ruhlu olmayı edebiyatın labirentli yollarında işleyip harika eserler bırakmıştır Ahmet Rasim.

Yalın ve akıcı bir üslubu benimseyen sanatçı, genellikle kısa cümleler kullanmıştır.

Sanat yaşamını bağımsız olarak sürdürmüştür.

Ahmet Rasim, sesini herkese duyurabilmek ve derdini herkese anlatmak istediği için sade bir dille İstanbul’un örf ve adetlerini göz önünde bulundurarak yaşayış şekillerini sokak ağzıyla eğlenceli, sohbet eder gibi yazmıştı.

Müzik alanında da eserler veren sanatçı, besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazdı. Yakın dostu müzisyen Tatyos Efendi’nin bestelediği uşşak makamındaki “Bu akşam gün batarken gel / Sakın geç kalma, erken gel” dizeleri ile başlayan güftesi günümüze kadar gelen eserlerindendir.

“Bu akşam gün batarken gel
Sakın geç kalma erken gel
Tahammül kalmadı artık
Sakın geç kalma erken gel
Cefa etme bana mahım
Sonra tutar seni ahım
Üzme beni şivekarım
Sakın geç kalma erken gel

Bu şiirin oluşmasını sağlayan bir de öykü var:

“Ahmet Rasim, çok çalışkan olduğu için gün boyu çalışır işinin başından kalkmazmış.

Ahmet Rasim, vakti kerahate erince tutabilene aşk olsun.

Böyle kendini işi ile meyhane arasında kapıp koyverdiği günlerde günlerce evine uğrayamamış. Nihayetinde yıkanıp paklanmak, elbiselerini değiştirmek için Bakırköy’deki evinin yolunu tutmuş. Eşi Sadreb Hanım; kendisini her zamanki gibi güler yüzle karşılayıp banyosunu yaptırmış, elbiselerini ütüleyip giydirmiş.

Eşi, uzun süre uğramadığı evde akşam yemeğini birlikte yiyeceklerini düşünürken Ahmet Rasim: “Hanım, yolda gelirken Selami Paşa’ya tesadüf ettim. Beni akşam Miltiyadi Gazinosu'nda bekliyor.”

 Sadreb Hanım, her zamanki hoşgörülü ve müşfik tavrını yine de esirgememiş eşinden. Sadece:
“Aman Bey; sakın geç kalmayınız, erken geliniz lütfen.” deyivermiş. 

Evden çıkıp Bakırköy sahilinde, sonradan Zümrüt Gazinosu olarak bilinen Miltiyadi Gazinosu’na doğru yollanırken kulaklarında hep eşi Sadreb Hanım, ‘Sakın geç kalma erken gel’ ricası çınlayıp durmuş. Gazinoya vardığında kendisini bekleyen dostu Selami Paşa’ya şöyle der: “Evden çıkarken refikam bana ‘Sakın geç kalma erken gel.’ diye rica etti. Ben de buraya gelene kadar bu sözleri bir kıta halinde güfteye dönüştürüp besteledim. Üstat, rakısından birkaç yudum aldıktan sonra dizlerine elleriyle vurarak ritim tutarken şarkıyı mırıldanmış. Tam bu sırada şans eseri Miltiyadi Gazinosu’nun kapısından ünlü bestekar Tatyos Efendi girivermiş. O da masaya dahil olunca ‘Sakın geç kalma erken gel’ şarkısının hem güftesinin hem de bestesinin son halini vermiş ve gazinodaki laterna başında şarkıyı tamamlamışlar. İşte o güzel şarkı o günden bugüne gelmiş.”

1927’de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in referansıyla İstanbul milletvekili oldu ve TBMM’nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı.

Ancak sağlık sorunları yüzünden devam edemedi.

1932’de Heybeliada’daki eşi Sadreb Hanımla yaşadığı evinde yaşamını yitirmiştir.

Heybeliada’daki Abbaspaşa Mezarlığı'na gömüldü.

İstanbul Fatih Karagümrük’te 1938-1939 öğretim yılında kurulan Karagümrük Ortaokulu’nun adı 1965-1966’da Ahmet Rasim Ortaokulu olarak değiştirilmiştir. Okul 1988-1989’dan itibaren Ahmet Rasim adını almıştır.

Ahmet Rasim:
* Doğum: 1865 İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu
* Ölüm: 21 Eylül 1932 (67 yaşında)
* Defin yeri: Abbaspaşa Mezarlığı
* Meslek: Yazar, gazeteci
* Eşi: Sadreb Hanım
* 6 çocuğa sahipti
* Akrabalar: Osman Nihat Akın

Eserlerine Dair Bilgiler

Sohbet, hatıra, gezi ve mektup tarzı yazıları ön plana çıktığı için
* Şehir Mektupları: İstanbul’un bütün yönleriyle canlandırıldığı eserdir. Ahmet Rasim’in şaheseri olarak kabul edilmektedir.
* Gecelerim: Bütün canlılığıyla İstanbul ramazanları ve Şehzadebaşı eğlenceleri anlatılmıştır.
* Muharrir, Şair, Edip: Basın hayatına ilişkin anılarını anlatmıştır.
* Gülüp Ağladıklarım: Basın hayatına ilişkin anılarını anlatmıştır.
* Eşkal-i Zaman: Kendi çocukluk günlerinden başlayarak şehrin gündelik hayatına ait gerçek sahnelerin canlılıkla ele alındığı eserdir.
* Falaka: Çocukluk günlerine ait mahalle mektebi anılarını anlatmıştır.
* En çok tanınan iki uzun hikayesi ise “Ülfet ve Asker Oğlu’dur.”

ESERLERİ
Roman ve Hikaye
* İlk Sevgi (1890)
* Güzel Eleni (1891)
* Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi (1891)
* Mesakk-ı Hayat (1891)
* Leyla-i Izdırap (1891)
* Mehalik-i Hayat (1891)
* Endişe-i Hayat (1891)
* Afife (1892)
* Mektep Arkadaşım (1893)
* Tecrübesiz Aşk (1893)
* Sevda-yı Sermedi (1895)
* Nakam (1897)

HATIRALARI
* Eski Maceralardan Fuhş-i Atik, 2 c. (1922)
* Muharrir, Şair, Edip (1924)
* Falaka (1927)

MENSUR ŞİİRLERİ

* O çehre (1893)
* Kitabe-i Gam, 3 c, (1897)

FIKRALAR VE MAKALELER

* Külliyat-ı Say ü Tahrir: Menakıb- İslam, 2c. (1909-10)
* Külliyat-ı Say ü Tahrir: Makalat ve Musahabat, 2 c. (1909)
* Şehir Mektupları, 4 c. (1912-1913)
* Tarih ve Muharir (1913)
* Cidd ü Mizah (1920)
* Eşkal-i Zaman (1918)
* Gülüp Ağladıklarım (1924)
* Muharrir Bu Ya (1926)

TARİHLE İLGİLİ KİTAPLARI

* Arapların Terakiyat-ı Medeniyesi, 2 c. (1888)
* Tarih-i Muhtasar-ı Beser (1887)
* Eski Romalılar 3 c. ((1887-1889)
* Terakkiyat-ı İlmiye ve Medeniye (1887)
* Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi, 4 c. (1910-1912)
* İki Hatırat, Üç Şahsiyet (1916)
* İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye, 2 c. (1924)SEYEHAT YAZILARI

* Romanya Mektupları (1917)

MONOGRAFİ

* Matbuat Tarihine Medhal: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (1927)

TERCÜMELERİ

* Edebiyat-ı Garbiyeden Bir Nebze (1886)
* Cümel-i Hikemiye-i Ecnebiye (1886)
* Cizvit Tarihi (1887)
* Ezhar-ı Tarihiye (1887)
* Ürani (1891)
* İki Damla Gözyaşı (1894)
* Mathilde Laroche (1894)
* La Dame aux Camelias (1895)
* Karpat Dağlarında (1896)
* Mızıkacı Yanko ve Kamyonka (1899)
* Neşide-i Ruh (1899)
* Ohlan Karısı ((1900)
* Kaptan Jipson (1902)
* Madam Hardiber (1903)
* Asya Kumsallarında (1904)

OKUL KİTAPLARI

* Yeni Usul Sarf-ı Farisi (1888)
* Küçük Tarih-i İslam (1889)
* Küçük Tarih-i Osmani, 2 c. (1889)
* Yeni Usul Muallim-i Sarf, 3 c. (1889)
* Osmanlı Tarihi (1890)
* Hesab-ı Tedricî (1890)
* İmla-yı Osmani (1890)
* Müptedi (sadece adı biliniyor)
* Hesap Kitabı, 2 c. 1893)
* Sarf-ı iptidai (1894)
* Ameli ve Nazari Talim-i Lisan-ı Osmani (1895)* Elifba (1903)
* Elifbadan Sonra (1903)
* Yeni Usul Muhtasar Sarf-ı Türki (1907)
* Resimli Küçük Tarih-i Osmani (1913)
* Yeni Sarf Dersleri ll (1924)

DİĞER ESERLERİ

* Bedayi-i Keşfiyat ve İhtiraat-ı Beşeriyeden Fonograf (1885)
* Elektrikiyet-i Sakine (1885)
* Cümel-i Hikemiye-i Osmaniye (1886)
* Elektrik (1887)
* Garab-i Adat-ı Akvam (1887)
* Ömr-i Edebi, 4c. (1897-1900)
* Hanım (1910)

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi