Dün sabah erkenden aradı, "Yahu Cengiz moralim çok bozuk, mutsuzum" dedi.
Arayan çok eski bir arkadaşımdı. "Bana anlatmak istediğin somut bir sorunun var mı?" diye sordum.
"Keşke olsa, param var, evim var, arabam var ne istersem alabilirim. İşte beni kahreden de bu... Her şeye sahibim, bir tek mutluluktan başka! Yoksul olduğum, gece gündüz çalıştığım günlerde0i mutsuzluk nedir bilmezdim. Akşam yevmiyemi aldığımda eve koşarak giderdim. Soframızda çorbamız ve ekmeğimiz varsa bu mutluluğumuz için yeterliydi. Heyecanımız, hayallerimiz vardı.
Oğluma ilk bisikletini taksitle aldığımda ondan çok ben sevinmiştim. Hafta sonları eşimle sahilde el ele yürürdük, en büyük lüksümüz, Eminönü sahilinde balık ekmek yemek, vapurla Kadıköy'e geçmekti. Ama çok mutluyduk. Ne oldu bize?"
Aslında olan bir şey yoktu. Arkadaşımın tek sorunu belirlediği amaçlarına ulaşmış olmasıydı.
Hayat devamlı yenilenmeyi ister. Hayatımızın her döneminde ideallerimiz ve o ideallerimiz doğrultusunda amaçlarımız olmalıdır. Maddi olarak tüm sorunlarını çözmüş ancak yeni amaçlar belirlememiş birinin yaşayacağı yalnızlık ve umutsuzluk duygusu gerçek sorunların yaratacağı yorgunluk ve stresten çok daha derindir. Bu durumda olanlar bir yanda sahip olduklarını koruma telaşı yaşarken diğer yanda korku, mutsuzluk ve endişelerle hayatlarını zehir edebilirler. Bununla da kalmayıp, eşleriyle, çocuklarıyla veya komşularıyla da sorun yaşayabilirler.
Peki ne yapmalılar? Tek yapmaları gereken yeni hedefler belirlemeleridir. Örneğin bir sivil toplum kuruluşunda çalışabilirler. Bir öğrenciye burs vermeleri bile onları yaşama yeninden döndürecektir. Doğa hareketsizliği kabul etmez. Bu bir doğa kanunudur. Bir karıncayı izleyin, durmuşsa bilin ki ölmüştür.
Bana göre hayatın anlamı; yeni başarı hikayeleri yazmak, yenilenmek, zorluklar karşısında yılmamak, umudu kaybetmemek ve her şeyin güzel olacağına inanmaktır.
Param var diye ömür boyu dinlenmeyi tercih edenler, sakın bu hataya düşmeyin, dinlenmeyi anlamlı kılan yorulmaktır. Her sabah uyandığınızda, "Bugün ne yapacağım?" sorusuna mutlaka bir yanıtınız olmalı! Aksi takdirde bulacağınız mutsuzluk ve huzursuzluk olacaktır.
Yaşam sürekli akan bir nehirdir ya onunla akarız ya da yanı başımızda akan yaşamı izleriz.
Sedat İlhan
Kurduğum Dengelerim /4
Hamiyet Su Kopartan
Türkçemizin İncelikleri (I)
Suna Türkmen Güngör
Çağları Aşan Gönül Yolcusu / Yunus Emre
Dilek Tuna Memişoğlu
Ah Srebrenitsa
Mine Çağlıyan
Sonsuzluğun Frekansı -15 / Gölge Güçlerin Yükseliş
Ebru Bozcuk
Bir Sabah İllüzyonu
Mehmet Şahan
Paylaşmak /3
Serhan Poyraz
Yeşil Mürekkep / Osman Balcıgil
Gevher Aktaş Demirkaya
Perde Arkasındaki Söz Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü
Hakan Cucunel
Eylül Geldi
Hüseyin Uyar
Değerli Yalnızlık
Ahmet Furkan Demir
Enver Paşa
Ümmügülsüm Hasyıldırım
Bir Dilek Tut
Şükrü Doruk
Dil Hassasiyeti: Sözün Yükü, Sessizliğin Hikmeti
Yusuf Sarıkaya
Paşaköy Hasan Paşa Camii / Yozgat
Hilmi Yavuz
Selahattin Hilav
Deniz İmre
Küçük Bir Ülke
Nevin Bahtişen
Yazdıkça İyileşir İyileştikçe Yazar
Musa Aşkın
İnsanın Görünmeyen Mirası
Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Ben Toksik miyim?
Sami Çelik
Her Nisan Ayı Yaklaştığında...
Demet Mannaş Kervan
Sorgula
Ayşe Parlar Gürkan
Ah Neo!
Haluk Özdil
Yazdım Çünkü O Bir Anneydi ve Tek Suçu Kadın Olmaktı
Ümit Polat
Hakan Bahçeci’nin Öykü Yoculuğu
Muhammet Çavdar
Bir Uyku Bin Ölüm
Reyhan Mete
Ey Ruh! Geldiysen Üç Kez Tıkla
Esedullah Oğuz
İçimiz Dışımız Suriye
Cengiz Hortoğlu
Mutlu Olmak mı Nasıl Yani?
Ufuk Batum
Yediği Ayazı Unutmamak
Uzman Klinik Psikolog, Dr. Ezgi Yaz
Hayat Gökyüzüdür, Bakış Açımız da Teleskop
Tamer Şahin
Dünyalı Barış Manço
Kadir Çelik
Affet Bizi Güzelhisar