BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 15-01-2026 21:19   Güncelleme : 15-01-2026 23:46

Zübeyde Hanım / Neşe Kazan

Yazan: Neşe Kazan -ZÜBEYDE HANIM

Zübeyde Hanım / Neşe Kazan

ZÜBEYDE HANIM

(1857-1923)

Zübeyde Hanım’ın hayatı, Osmanlı’nın son yıllarında bir Türkmen ailesinin kızından, Cumhuriyet’in kurucusunun annesine uzanan acılarla, fedakârlıklarla ve sessiz gururla dolu bir destandı.

Selanik’in batısındaki Langaza kasabasında 1857 yılında doğmuştu. Sarıgöllü Hacı Sofuzade ailesinden Feyzullah Ağa ile Molla Hanım diye anılan Ayşe Hanım’ın tek kızıydı. Kökenleri, Fatih Sultan Mehmed zamanında Karaman’dan Rumeli’ye göç ettirilen Yörük Türkmenlerine dayanıyordu.

Sert dağların, göllerin ve çiftliklerin arasında büyümüş, okuma yazma bilen, dine bağlı, geleneklerine sadık bir kadın olarak yetişmişti. Çevresinde “Zübeyde Molla” diye anılırdı; çünkü o dönemde kadınların okula gitmesi nadir olsa da o, temel eğitimi almış, güçlü iradesiyle hayatını şekillendirmişti.

Gençliği, Langaza’daki Rapla Çiftliği’nde geçti; sarı saçlı, mavi gözlü, sağlıklı bir kızdı. 1871’de, henüz 14 yaşındayken Selanik’te Gümrük Muhafaza Teşkilatı’nda görev yapan Ali Rıza Efendi ile evlendİ; bu evlilik Ali Rıza’nın ablası tarafından ayarlanmıştı, geleneklere uygundu.

Ali Rıza 32 yaşındaydı; Olimpos Dağı eteklerindeki Papazköprüsü’nde başlayan hayatları, sonra Selanik’teki pembe boyalı eve taşındı. Altı çocuk doğurdu; Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye. Ama kader acımasızdı, dönemin difteri (kuşpalazı) ve verem salgınları dört çocuğunu erkenden aldı. Fatma, Ahmet ve Ömer difteriden, Naciye 12 yaşında veremden gitti. Geriye sadece Mustafa ile Makbule kaldı.

1888’de Mustafa ilkokuldayken Ali Rıza Efendi öldü. Zübeyde 31-33 yaşlarında dul kaldı; çocuklarını alıp ağabeyi Hüseyin Ağa’nın Langaza’daki çiftliğine yerleşti. Oğlunun eğitimi için çabaladı; Mustafa’yı Selanik’teki akrabalarının yanına gönderdi, mahalle mektebine başlamasını istedi ama Mustafa Şemsi Efendi Okulu’na geçti, sonra da askeri okula. 

Zübeyde Hanım, ağabeyine yük olmamak için ikinci evliliğini yaptı: Selanik Gümrük Başmüdürü Ragıp Bey’le. Ragıp’ın önceki evliliğinden dört çocuğu vardı; Mustafa Kemal bu evliliğe başlarda karşı çıktı hatta evi terk etti ama sonraki yıllarda Ragıp Bey’i “nazik ve kibar” diye anacaktı.

Balkan Savaşları’yla (1912) Selanik Yunanistan’a geçince, Zübeyde Hanım kızı Makbule’yle İstanbul’a göçtü; Beşiktaş Akaretler’de 76 numaralı eve yerleşti. 

Orada işgal yılları başladı; baskınlar, korkular, oğlunun idama mahkûm edildiği haberleri… Üzüntüden kısmi felç geçirdi, kalbi yoruldu.

Mustafa Kemal Samsun’a çıktığında (1919) annesiyle aralarına uzun bir hasret girdi. Zübeyde Hanım oğlunu ancak 1922’de Adapazarı’nda, sonra Ankara’da Cumhurbaşkanı olarak gördü. Ankara’nın sert iklimi sağlığını bozdu; doktorlar İzmir’i önerdi.

18 Aralık 1922’de Latife Hanım’ın Karşıyaka’daki köşküne getirildi. 28 gün sürdü; kalp rahatsızlığı ve felç ilerledi. 

14 Ocak 1923’te, 66 yaşında gözlerini yumdu. Oğlu, o sırada yurt gezisindeydi; Eskişehir’de acı haberi aldı, rüyasında annesiyle buğday tarlasında yürürken elinden kaybolduğunu görmüştü.

Cenazesi Ferik Osman Paşa Camii avlusuna defnedildi; 1940’ta sade bir anıt mezar yapıldı. Atatürk’ün isteğiyle gösterişsiz, “Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür. Ölümü: 1923” yazan bir taş konuldu başucuna. 

Etrafı çocuk parkıyla çevrilidir. Zübeyde Hanım, fedakâr bir anneydi; dört evladını toprağa vermiş, dul kalmış, göç etmiş, felç geçirmiş, ama sonunda oğlunun zaferini görmüştü. Sessizce, başörtüsüyle, basma entarisiyle, Türk milletinin kaderini değiştiren çocuğun annesi olarak tarihe geçti. Bugün Karşıyaka’da yattığı yer, her 14 Ocak’ta minnetle ziyaret edilir.

Bu annenin, bir milletin hikâyesidir.

***

Editör: Nüzhet Ünlüer

EditörEditör