YAZ GECESİNİN SESSİZ DANSI
Güneş batarken ufka,
altınlar dökülür denize.
Rüzgâr hafifler, günün yorgunluğu silinir.
Sokak lambaları yanar birer birer, ışıl ışıl.
Akşam sefası başlar, kalplerde huzur dolar.
Çay bahçelerinde sohbetler uzar, kahkahalar tınlar,
Yapraklar hışırdar, ayak sesleri yankılanır.
Bir kedi geçer sessizce, gölgelerin arasında.
Bu an, bu saat, zamanın durduğu yerdir.
Kokusu gelir çayın, taze ve sıcak. Dostların yanında, dünya daha güzel görünür.
Güneşin son ışıkları, saçlarında dans eder.
Yazın akşam sefası, ruhun en saf hâlidir belki.
Ay yükselir sessizce, gökyüzü kadife bir örtü.
Denizden gelen tuz kokusu, hafifletir havayı.
Masalardaki mumlar titrer, rüzgârın nefesiyle.
Sohbetler derinleşir, kalpler birbirine açılır.
Gece kuşları uçar, uzaklardan kanat çırpışları gelir.
Bir flüt çalar uzaktan, melodimsi akşamın ruhu.
Herkes kendi hikâyesini anlatır bu saatte.
Unutulmuş anılar, şimdi yeniden canlanır.
Gülüşmeler artar, gözlerde ışık parlar.
Dertler unutulur, sadece o an var.
Akşam sefası böylece devam eder, sonsuza kadar.
Zaman durur, dünya durur, sadece sefa var.
Bu gece, bu an, seninle birlikte, kalbinde huzur, gözlerinde bir gülümseme.
Yaz gecesinin sessiz dansı, ruhun en saf hâlidir belki.
Ve bu his asla bitmez, sadece değişir.
***














































