ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 07-02-2024 18:01   Güncelleme : 07-02-2024 18:59

Umudun Resmi / Yadigar Özyapan

Yazan: Yadigar Özyapan -UMUDUN RESMİ 

Umudun Resmi / Yadigar Özyapan

UMUDUN RESMİ

Can ressamdı ve bu nehir kenarında sakin şirin yerde yılın belli dönemlerinde gelip, hem resim hem tatil yapıyordu. Bahçesine çıktığında, hemen yanındaki evin bahçesinde dünya güzeli sevimli, mutlu yüzü gördüğünde çok etkilendi. “Yeni geldiler sanırım” dedi kendi kendine.

Genç kız, yüzünde huzurlu bir gülümseme ile bazen de hüzünlü bir şekilde çevresini izliyordu. Can, artık her dakika onu görmek için fırsat kolluyordu. Yine bir gün bu güzel kızın yalnız kaldığı anda, yanına gitti ve direk; “Merhaba, Can ben, yanınızdaki evde kalıyorum.” dedi.

Neşe, oturduğu yerden başını kaldırarak, bu uzun boylu son derece yakışıklı genç adama baktı; “Neşe ben de” diyerek gülümsedi. Neşe’nin gözlerindeki ışıltı, yüreğinin yansıması gibiydi. Can o anda, güzel gözleri tuvale değil, kalbine resmini çizdi.

Can, dürüstçe; “Bir haftadır seni izliyorum ve kimsin nesin merak ediyorum.” dedi.

Neşe;  “Peki, sen ne yapıyorsun burada?” dedi.

Can; “Ressamım ben, istersen biraz yürüyelim, anlatırım yolda? “deyince, Neşe’nin gözünden ufak bir bulut geçti; “Yürüyemiyorum ben, altı ay önce bir trafik kazası geçirdim. Uzun ameliyatlar ve terapilerden sonra buradayım işte” dedi.

Can, şaşkınlık ve üzüntüyle bakıyordu. Neşe yine cıvıltılı sesiyle; “Annemler de değişiklik olsun diye buraya getirdiler beni. Çok sevdim iyi geliyor bu sessiz sakin ortam ve gördüğün gibi bu muhteşem manzara.” dedi ve devam etti; “Ben de bir ara resim yapmayı denedim fakat daha sonra okuldu, işti, bıraktım. Sonrada bu kaza olunca” dedi ve sustu.

Can, bir süre oturduktan sonra; “Ben buralardayım, yine gelirim, davet beklemem ona göre” dedi ve alçak bahçe duvarından atlayarak evine geçti.

Ertesi sabah, Neşe bahçeye çıkmak için acele ediyordu. Güneşin ilk ışıkları, rengârenk çiçekleri ve nehrin sularını aydınlatırken, annesinden yardım istedi. Özenle giyindi ve saçına, yüzüne biraz bakım yaptı, yüzüne düşen ışıklar onun masum yüzünü daha da parlatıyordu. Annesi; “Kızım zaten çok güzelsin, nedir bu telaşın, yoksa o genç adam mı?” dedi, gülerek.

Neşe, hafifçe kızarıp gözlerini devirerek; “Anneciğim, sen de!”. dedi.

Manzaranın güzelliğine dalmış beklerken, Can’ın eli kolu dolu geldiğini görünce midesinde, kalbinde hatta bacaklarında bile kıpırtılar hissetti.

“Günaydın güzellik ” dedi Can.

Ellerinde tuvaller, renk renk boyalar ve fırçalarla dolu sepetle yanındaydı. Şövaleyi hızla kurdu, tuvali yerleştirdi ve küçük bir sehpa getirip boyaları düzenledi; “Hadi bakalım, şimdi resim zamanı” dedi Can gözünü kırparak.

Birlikte boyamaya başladılar. Her fırça birlikte geçirdikleri zamanın izini taşıyordu. Can ile birlikte sanki dünyası daha da renklenmiş, büyülü bir hal almıştı. Her gün resim yapıyorlar, hoş vakit geçiriyorlardı. Tertemiz bir aşk filizleniyordu aralarında. Resimlerine annenin getirdiği nefis kekler ve böreklerle ara verdiklerinde, Neşe birden; “Bir gün yürüme ihtimalim varmış. Doktor, terapilere ve tedaviye devam edersek durumumun umutsuz olmadığını söyledi” dedi.

Can tebessüm ederek; ”Bu durumun benim için hiçbir önemi yok, Neşe’ciğim seninle olduğum zaman önemli, gerisi teferruat.“ dedi.

Neşe’nin güzel yüzü sevinçle aydınladı. Can, Neşe’nin hayatına umut ve renk katıyordu. Her geçen gün yaptıkları resimler daha güzelleşiyor, yaşadığı zor günlerin ardından umudu simgeliyordu. Her yapılan tablo, Neşe ve Can’ın sevgisiyle birleşmiş onlara yeni bir hayatın kapılarını aralamıştı.

Bugün Neşe, tanıştıkları bu güzel mekânı tek başına resmetti tuvaline. Bu muazzam tablo, aşkı ve hayatın güzelliklerini yansıtıyordu. Son dokunuşu yaparken bulutların şekillendiğini hissetti. Belki de, hayat ona daha nice renkler, daha nice tablolar sunacaktı. Belki de, bu küçük köşe sadece başlangıçtı.

Ve sonunda, Neşe’nin yüzündeki o masum tebessüm, tüm yaşadıklarını kabullenmenin, sevgiyle dolu bir hayatı yakalamış olmanın ifadesiydi. Birlikte geçirdikleri her an, yaşamın gerçek bir sanat eseri olduğunu kanıtlıyordu. O korkunç kaza da hayatını da kaybedebilirdi. Oysa, hayatı şimdi bambaşka bir yola girmişti, hayal bile edemediği mutluluk hediye edilmişti.

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi