TOMRİS UYAR - ÖZGÜR RUHLU BİR EDEBİYATÇI
MAVİ NE BÜYÜK İHTİYAÇ
Oysa” demiştin, "Durma! Göğe bakalım!"
Su gibi gidenlere okyanus gibi gelenlere yazılmış masmavi bir şiir.
MAVİNİN ANLAMI NE BÜYÜK.
Gökyüzü kadar uçsuz, okyanus kadar derin,
Deniz kadar heybetli,
Göl gibi sakin,
Dere gibi oynak, çeşme kadar gürültülü,
Bir bardak su kadar ihtiyaç dahili
MAVİ KADAR ÖMÜR, OKYANUS GİBİ SEVGİLİ.
Önce sen mi vazgeçtin yoksa ben mi bilmiyorum.
Zamanı da mühim değil insan olmanın.
Sen yazdın, ben yazdım ama ikimiz de vazgeçtik.
Tomris UYAR
Tomris Uyar, 15 Mart 1941’de İstanbul’da avukat bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. Büyük dedesi ise bir dönem Trabzon milletvekilliği yapan Süleyman Sırrı Bey’dir.
Tomris Uyar, ilk, orta ve lise eğitimini çok iyi okul ve kolejlerde tamamlar. Küçük yaşlarda aldığı yabancı dil eğitimi de ona edebiyat alanında önemli katkılar sağlar. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü de sorgulayan yanını öne çıkarır.
Tomris Uyar, ustalıkla yaptığı çevirilerle edebiyat hayatına damga vurur. Ona göre çeviri yapmak için sadece yabancı dil bilmek yeterli değildir. Çeviri yapmak için kitabın yazarını tanımak, yazarın stilini belirlemek, eseri bir bütün olarak ele almak ve doğru karşılıkları bulmanın önemine vurgu yapar. Tomris Uyar, aslında yazarın sesini yakalamak ister. Agatha Christie, Scott Fitzgerald, Virginia Woolf, Lewis Carroll, Julio Cortazar ve daha birçok yazarın eserlerini titizlikle ve adından övgüyle söz ettirerek Türkçe'ye çevirmiştir.
Tomris Uyar çok yönlü bir insandır, bunda aldığı eğitimin de katkısı yadsınamaz. İyi bir çevirmen olmasının yanında öykü yazmanın önem kazandığı 1970'li yıllarda, o da kalemi eline alanlardandır. Bazılarına göre roman yazabilmek için öykü yazmaya başlanır ama Tomris Uyar böyle düşünenlerden değildir. Yazılarında sadeliği seçmiş olsa da hayata dair gerçekleri ustalıkla yazar. Tomris Uyar anlaşılır yazılar yazar ama okurlarının yazıları üzerinde düşünmesini ve çıkarımlar yapmasını ister. Yazılarında usta yazar Ernest Hemingway’ın Buzdağı Teorisi'ne benzer anlatımlar kullanır.
Ernest Hemingway’e ait edebi bir yazım teorisi olan Buzdağı Teorisi'ne göre kurguda buzdağının yalnızca görünen kısmı gösterilir; "Okuyucunuz, yalnızca suyun üstündekileri görür ancak karakteriniz hakkında sahip olduğunuz ve hikâyeye asla yansımayan bilgi, buzdağının büyük kısmını oluşturur. Hikâyenize ağırlık kazandıran da budur.” der.
Tomris Uyar, öykülerinde toplum hayatında olup da söylenmesinden imtina edilen gerçekleri yazar. Hayatlarına farklı farklı maskeler takarak devam eden insanları ifşa edip gerçek kişiliklerini sergiler. Yazılarında gerçek hayatı ile toplumda çizdiği modelin farklılıklarını karşılaştırır.
Tomris Uyar, her dönem olduğu gibi kadının toplumdaki durumu hakkında da yazılar yazmıştır. Şiddet gören kadınları, gölgede kalmış var olamamış kadınları birçok öyküsünde ele almıştır. Hemcinslerinin sesi olmaya çalışmıştır.
Tomris Uyar çevirmenlik yaparken ve öykü yazarken isminden çokça söz ettirmiştir. Bu yüzden de özel hayatı daha çok konuşulmaya başlanır.
Ülkü Tamer ve Turgut Uyar ile olan evliliği,
Cemal Süreya ile olan ilişkisi,
Edip Cansever’in karşılıksız hayranlığı.
Kendisi için yazılmış şiirler,
Kavuşması olmayan bir aşk hikayesi.
Üniversite biter bitmez Ülkü Tamer’le evlenmiş fakat bu evlilik çok uzun ömürlü olmamıştır.
Ankara’da bulunan Sanatseverler Lokali Tomris Uyar ve Cemal Süreya birlikteliğinin başladığı adres olmuştur. Üç yıl sürecek fırtınalı bu beraberlik edebiyat çevresinde de çokça konuşulmuştur. “Sayım” adlı çok ünlü şiirini Cemal Süreya, Tomris Uyar’a atfen yazmış ve yıllar sonra Sezen Aksu tarafından yorumlanmıştır.
Bu iki güçlü karakter zamanla üstesinden gelemedikleri sorunlar yaşamaya başlarlar. Zira sevdiği adam kötücül bir bakış açısı olarak nitelendirdiği kıskançlığıyla onu daha da bunaltmaktadır. Özgür bir ruhu ehlileştirme çabasına giren Cemal Süreya bunu başaramaz ve ayrılırlar. Bu ayrılıktan bir süre sonra Türk edebiyatının bir diğer önemli şairi Turgut Uyar’la tanışır.
Uzun süredir şiir yazmayan Turgut Uyar'la ilişkileri ilerledikçe Tomris Uyar, Turgut Uyar’ı bu durgunluk dönemini atlatması ve yeniden şiir yazması için teşvik eder. 1967 yılında da Turgut Uyar’la evlenir ve bir oğulları olur. Birbirinden çok farklı karakterlere sahip bu çiftten Tomris Uyar son derece sosyal biri ve dışa dönükken sevgili şairimiz Turgut Uyar da tam tersi içe dönük bir yapıdadır.
Turgut Uyar, Tomris Uyar’ı kaybetme korkusuyla yaşarken Tomris Uyar da hep kıskanılan ama özgürlüğünden ve yaşam tarzından ödün vermeyen bir yapıdadır. Her şeye rağmen evlilikleri Turgut Uyar vefat edene kadar sürmüştür.
Tomris Uyar’ın hayatında yer alan başka bir şair de Edip Cansever’dir. Edip Cansever, Tomris Uyar’ın yanı sıra Cemal Süreya ve Turgut Uyar’ın da yakın dostlarından biridir. Turgut Uyar’ın ölümünün ardından Tomris Uyar ve Edip Cansever arasındaki dostluk daha da ilerler. Edip Cansever Tomris Uyar’a hayrandır ve hatta onun için birçok şiir kaleme almıştır. Tomris Uyar ise Cansever’in şair kimliğini ve dostluğunu ön planda tutar.
Tomris Uyar, hayatına giren bu dört edebiyatçı erkeğin hayranlığından dolayı bazıları onu “esin perisi” diye itham etmiştir. Buna karşılık Tomris Uyar’da şöyle bir karşılık vermiştir:
"Kendime bir ilham periliği vehmedecek kadar komik bir insan değilim tabii. Kendimi de o kadar beğenmem. Yalnız şöyle bir şey var: Düşünen ve sorgulayan bir insanım. Bu sözünü ettiğiniz kişiler de kendi yaptığı işleri sorgulayan, düşünen, tartışmayı seven kişilerdi. Herhâlde asıl çekici yanım buydu benim. Tartışırdım. Bir de çok açık sözlü olmam etkili olmuştur sanıyorum. Konuyu anlamam ve disiplinli olmam. İlişkilerimde hep kendime bir dokunulmazlık alanı bulmuşumdur. Bu da hakikaten sevilmem, değerlendirilmemle birlikte, çok tartışmalara neden olmuş bir özelliğimdir. Başkasına verdiğim özgürlüğün, yaratma, tek başına düşünme, yalnız kalma özgürlüğünün bana da verilmesini isterim."
Tomris Uyar, özgür ruhlu kadınların sesi olmaya çalışmış, insan onuruna yakışmayan toplumsal normları eleştirmiş güçlü bir edebiyatçıdır.
Tomris Uyar'ın Eserleri
İpek ve Bakır (1971)
Ödeşmeler (1973)
Dizboyu Papatyalar (1975)
Gündökümü (1975)
Yürekte Bukağı (1979)
Yaz Düşleri/Düş Kışları (1981)
Sesler, Yüzler, Sokaklar (1981)
Gecegezen Kızlar (1983)
Büyük Saat (1984)
Rus Ruleti-Dön Geri Bak (1985)
Günlerin Tortusu (1985)
Yaza Yolculuk (1986)
Babayasaları, Anasözleri (1989)
Yazılı Günler (1989)
Sekizinci Günah (1990)
Otuzların Kadını (1992)
İki Yaka İki Uç (1992)
Tanışma Günleri (1995)
İstanbul’da Zaman (2000)
Gündökümü I-II (2003)
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz












































