SUSTUKLARIM
Sanki varlığım pırlantadır benim,
Binbir hataya düşen kalbimle,
Dik bir rampaya direnen yüreğimle,
Bilmediğim ayetin doğuşunda saklarım insanlığımı.
Hatalıyım,
Hatadayım var oluşumla birlikte.
Yoksulu,
Yoksulluğu ağaca asmışım, ekmeği ateşe atmışımdır.
Ömrüm çoktan bir cellat olmuştur belki de!
Yaşam;
Her gün heybesine gözyaşı koyan sabinin bakışı.
Bir annenin kalbine doldurduğu boş pazar çantasının ahı.
Bir babanın ayaklarına vurulan açlık falakasıdır belki de!
Bak dinleyin,
Budur benim hayatıma düşen mutluluk.
Bir yurt odasında,
İki katlı ranzanın, yalnız bir yastığın göz yaşımı kabul etmesidir.
Hasta olduğumda,
Bir annenin ve babanın şefkati değil,
Bir hemşirenin vurduğu şefkatsiz iğnedir.
Karanlık odaların benden yıldızları gizlemesidiir.
Kimsesizliğimin doğacak güneşi ezmesidir.
Yaşam bir bahçe ki,
Ara sıra toprağı temizleyen eller.
Yağmuru bekleyen,
Usul usul renk veren çiçekler,
Ve bahara misafirliğe gelen kıştır.
Böyledir bana yaşam,
Gelecek bir gülüşü hayal ederken.
Bulutlar, yağmurlar ve ayazın vurduğu.
Yazılan güzel kaderin soğuktan ölmesidir.
***















































