SUÇUMUZ NEYDİ?
Ahmet, Muhammed ve İsa yan yana musalla taşında.
Bu üç küçük ceset konuşuyor bütün dünya sussa da.
O bembeyaz kefenleri, alkanlara boyansa da,
Haykıracaklar ölmedik biz, bedenimiz toprak olsa da.
Ey İsrail, güvenme o fosforlu bombalarına.
Havai fişek formatındaki katil oyuncaklarına.
Son ver artık eğlence sandığın pis oyunlarına
Dur diyen çıkacak elbet dikkat et adımlarına.
Bil ki bir gün dönüp o bombalar kendini vuracak.
İnan ki zalimin zulmü yanında kâr kalmayacak.
Elbet gün gelecek Hakk'ın Adaleti yerini bulacak.
Filistin'li Mü'minler'e de rahmet kapılarını açacak.
Karıştı masum halkın duaları hıçkırıklarına.
Gözyaşları merhem oldu bomba yanıklarına.
İlaç yok, hastane yok, kim bakacak yaralarına.
Rabbim cevap verecek, lâ ilâ he illallah sedalarına.
Altmış yıldır İsrail'in zulmü yetmedi mi?
Dünya- Âlem hâlâ bu vahşeti seyredecek mi?
Zavallı Filistinli yavruların gözyaşı dinmeyecek mi?
Bakar-kör dünya, bunun hesabını vermeyecek mi?
Ne okul bıraktılar ne hastane ne de postane.
Kapatmışlar binlerce masumu açık hava hapishanesine.
Ne yiyecek ne giyecek veriyorlar, ölecekler pisi pisine
Rabbim sana havale ettik, sığınsınlar merhametinin gölgesine.
Parçalanan küçücük bedenler, artık dünyaya küskün.
Toprağın bağrına yaslanmışlar, bittiği yerdeyiz sözün.
Bu vahşet tablosuna bakan gözler, kızgın ve üzgün,
Açılmış yüz binlerce el gökyüzüne, sorulacak hesabı bir tek Gül'ün!














































