ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 12-12-2025 17:39   Güncelleme : 07-01-2026 22:47

Sırılsıklam / Ahmet Keskin

Ahmet Keskin -SIRILSIKLAM

Sırılsıklam / Ahmet Keskin

SIRILSIKLAM

Ellerini cebine soktu. Öylece yürüdü. Hava serin, gökyüzü bulutluydu. Ayakları altında çimenler ıslak ıslaktı. Tıpkı gözleri gibi. Ayakkabılarını ıslatan çimenler umurunda olmasa da yüzünden kayıp düşen gözyaşlarının her damlası umurundaydı. Onlarda hicran, özlem vardı. Gelip yüreğinin ta orta yerine öbeklenmişti.

- Sevgi özlemekti. 

Elleri cebinde yürümesini sürdürdü. Koskoca çınar ağacının yanına geldiğinde durdu. Yaşlı gözlerini gövdeden yukarılara doğru kaydırdı.

Yoz kalın gövde yukarılara çıktıkça çatallanıyor, her çatal yeni dallarla yükseliyor yükseliyor, gökyüzüne duaya açılmış ellerce boşluğu sarıyor, boşluk da bulutlar üstünden akıp geçiyordu.

- Sevgi hissetmekti.

Açılmış o dallar çırılçıplaktı. Bu çıplaklıkta en alt dallardan birinde, rengi yeşilini yitirmiş bir tek yaprak kendini sağa sola vuruyor, düşemiyordu. Baharla çatlayan binlerce dal tomurları gelişmiş gelişmiş, cemreler ardından yeşil cümbüşünce dallarda fırıl fırıl bir esintiyle bahardan yaza, yazdan hazana, hazanda bir yorganca toprağa serilmiş, serilmişti.

- Sevgi paylaşmaktı.

O çıplak dallar kuşlara konak, çıkıp gelen piknikçilere gölgelik olmuştu. Kimi dallarına ipler atılmış, salıncaklar kurulmuş, çoluk çocuk sallanmış, ocaktan yükselen dumanlar, demli çay kokuları, tencere içinden kaçan yemek kokuları, ızgara tellerinden damlayan yağ cızırtıları ile kalabalıklaşmış, onca hay huyun ardından şimdi yapayalnızdı.

- Sevgi umuttu.

Elleri cebinde, orada kalmadı. Biraz ötedeki Vali Çeşmesi'ne yürüdü. Mermerler arasından uç veren musluklardan birini açtı. Hapsedilmiş su kendini dışa vururken eli cebinden çıkmış, akan suya uzanmıştı. Önce ellerini bir güzel yıkadı. Tıpkı yaz günündeymiş gibi yüzüne avuç avuç su çarptı. Elleriyle yüzünü, ardından saçlarını sıvazladı. İçi titredi. Bedenine bir üşüme girdi. Yerinde ısınmak için zıp zıp zıpladı. Şarlayan suyu kapattı.

- Sevgi kendini bulmaktı.

Elleri cebinde yürümesini sürdürdü. Az ötede taşıtı öylece duruyordu. Gökyüzündeki bulutlar boşaldı birden. İri iri damlalar onu kucaklamaya başladı. Her kuçaklayış ıslatıyor ıslatıyordu.

Arabasına otuz adım ya var ya yoktu. Eli cebinden çıktı. Bedeni titremeyle irkildi. Koşmaya başladı. Koştu koştu koştu..

Kumandayla aracın kapısını açtı. aceleyle içeri attı kendini. Kapıyı kapatmasa yağmur onunla içeri girecekti. Şimdi arabanın tavanına düşüyor şarkısını söylüyor. Ona arkadaşlık etmeye durmuştu.

- Sevgi arkadaşlıktı.

Yan ceplerden aldığı peçete ile kendini kuruladı. Her deviniminde şu kısacık mesafede ıslayan yağmurun teninde bıraktığı soğuklukla titremesi arttı.

Kontağı çevirdi. 

Motorun homurtusu yükseldi.

Araç hareketlendi.

Sallantılarla ileri atıldı.

Silecekler kendisine atılan her damlayı toparlayıp camdan sıyırdı.Yenileri eklemlendi, onlar da sıyrıldı.

Dikiz aynasına gözü takıldı.

Çınar ağacı el sallarcasına dallarını sallıyordu. Veda anlamında kornaya bastı, tam üç kez.

-Sevgi yaşamaktı. Yaşamı hissetmekti.

...

Siz hiç sevdiniz mi?

***


Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi