SIR ÇATLAĞI
Kırıldı içimde ömür,
Döküldü yıldızlar yerlere,
Kayboldu canımın yongası.
Sen gidince,
Gömdüm yarımı toprağa,
Uçuşuyor külleri zamanın,
Yürek kenarımda.
Her zerremde susların gizi,
Batıyor zamansızlığıma.
Dokunuyorum sır çatlağına,
Yokluğun, paramparça dökülüyor avuçlarıma,
Kanatıyor içimdeki dünleri.
Kalbim,
Terkedilmiş minber, kıblesini arayan.
Dökülürken dilimden dualarım,
Daralıyor nefesim.
Söndü içimde güneşim,
Uzaklaştıkça uzaklaşıyor ellerin.
Yıllarım,
Aksine taşıyor kırık sandalı,
Sisle kaplanmış nehirlere.
Sustu içimdeki çocuk,
Yanındayken şımarttığın.
Kırılıyor dön diye haykıran dallarım,
Şimdi kuş çıkmıyor çatlağından hayallerimin,
Uçamıyorum kanatsız.
Göçemiyorum baharlara,
Çiçekli hülyalara.
Savruluyor bulutlarım,
Kayıp sana varacak yollarım.
Ters yüz geçiyorum içinden rüyalarımın.
Eğrilmiş zamanın teliyle
Açıldı kapıları makberin,
Vakitsiz gidişine.
Arkasında, senin olmayan bir yüz,
Benim olan bir acı bırakarak.
Çalındı mavisi gökyüzümün,
Sen gidince.
Kayboldu harfleri sesimin,
Yitirdi kimliğini kelamım.
Eskidim,
Eksildim,
Sensizliğin karanlık avlusuna gömüldü evrenim.
Geleceğim,
Kurak çığlığı kökü kesilmiş çınarın!
Ne acıyla yeşeriyor toprak
Ne gözyaşlarımla hayat buluyor.
Ne ileri gidiyor ayaklarım
Ne geri duruyor...
Bir od yanıyor sol yanımda,
Benden habersiz.
Eğik notası oldum, içine düşülmüş rüyanın.
Bir tarafım sana akıyor,
Diğer yanım, yokluğunun soğuk ırmağına.
Bilmiyorum,
Sustuğun yerden mi sarkacak ışığım?
Yoksa sızınla mı kavrulacak yalnızlığım?
Uzanıyorum düşlerin içinden,
Boşluğuna, yokluğuna...
Düşüyorum uçsuzluğa.
Kalbimin kırık sesi değiyor sadece,
Parmak uçlarıma.
***
















































