SİMYADAN RİTÜEL
Bırakın bulvarlar arşınlayayım içimde,
Beştaş oynayalım köşe başlarında,
Efkârlı şiirler yansın direklerinde,
Hüzündar cümbüş telleri sonrası.
Leylaklar taşkını bir yürek,
Ütüsü bozuk bulutlar kadar güz.
Gani bir tılsım sağnak sağnak,
Yağmur koklasın ecinniler.
İnsicamsız soluklar nakşedilesi kasnak,
Küpeli bir ay motifi ters yüz,
Nedamet sonrası bir bir karanfil allığı.
Çelenk , alkış... Bir duayen meşklerinde o şehrin
Emektarı, mey taşıran iç geçirmelerin;
İnce sazlar, afilli bir göz süzüş için
Gürbüz sözcükler topladım sahnelerinde,
Çekimli fiiller kursağımda; geniş zamanlara dair divane.
Sadrımda, sabrım taştı taşacak, kır çerçeve
Evcimen erekler geçerken bir bir eleklerden
Tahliller, tetkikler ve eşk.
Kaç kür sevda vermek elzem bu kalbe?
Demir mi atayım, demir mi alayım usülden?
Ufuk nedendir böylesi isli?
Ürkek makamları peki kim alacak dilimden?
Sazlar da coşkun, dalga kalıntısı tellerde.
Nisyansız bir köpürtü bir tayfa güncesi belki
Pruva, gece ve fasıl,
Denizci şarkıları kadar özlemsel,
Bir kabarma sularda, çekiyor ay suları.
Abartısız abartı seninki;
Muhakkak ve tasvirsiz
Rahlemde kaç öğreti, simyadan ritüel.
***














































