SARIKAMIŞ TÜRK'ÜN YAZGISI
Dağ sustu
çünkü Türk geliyordu.
Gök buz kesti,
çünkü yazgı kılıcını çekmişti.
Zaman diz çöktü;
Tanrı tanıklık etti!
Kurşun değmedi göğüslerine,
düşman görmedi yüzlerini.
Onlar
soğukla dövüştü,
karla hesaplaştı,
tipiyle kucaklaştı.
Soğuk vurdu,
kar bastı,
tipi saldırdı
ama geri dönmek
Türk’ün dilinde yoktu.
Parmaklar tetikte dondu,
tüfekler sustu
alın yazısı ateş aldı.
Bir ulusun yazgısı
eksi kırkta yürüdü.
Yürekler haykırdı;
'Yurt sağ olsun!'
Birbirine sarıldı Mehmetler,
ana sandılar karı,
yorgan bildiler kefeni.
“Uyuyalım” dediler,
uyku çıkmadı;
şehadet çıktı.
Donan beden değildi,
bir çağ çöktü Sarıkamış’a.
Bir ordu sustu
ama Türk Ulusu
ayağa kalktı.
Kar kızıl aktı,
toprak Türk koktu.
Dağlar isim öğrendi,
taşlar ant içti.
Her adım
bir yurttu artık.
Ey Sarıkamış!
Adın yazgıdır,
acıyla damgalı destan.
Binlerce can
bir solukta
yurt oldu bu toprakta.
Eksi kırklarda
ateş gibi yanan yürekler!
Siz donmadınız,
siz göğe yükseldiniz.
Beden kaldı kar altında,
ama ulus ayağa kalktı.
Bu budun
sizi unutursa
kendi kışında kaybolur.
Bu bayrak
sizi andıkça
yelde coşar.
Tininiz gökte,
adınız dağda,
emanetiniz
Türk’ün kalbinde
kor gibi durur!
Sarıkamış
bir yenilgi değildir;
Türk’ün
ölerek
yenilmediğinin
adıdır!
***













































