PHILIP KINDRED DICK
16 Aralık 1928 - 2 Mart 1982
Orange County’nin Fullerton banliyösünde, Philip Kindred Dick dişçiden yeni çıkıyor. Zaman, 1974’ün nefesleri kesecek kadar soğuk şubat ayı...
Çekilen yirmi yaş dişi yüzünden ağzı uyuşuk hâlde girdiği evindeki çalışma masasının üzeri kitap yığınları, yarım kalmış el yazmaları dağınık notlarla kaplanmış. Henüz oturamadan kapının zili çalıyor. Açtığında karşısında genç bir kadının durduğunu görüyor. Boynundaki altın kolyeye kilitleniyor gözleri, büyülenmişçesine.
Balık sembolünden bir türlü çıkamazken anlamlandıramadığı pembe ışık gözbebeklerine hücum ediyor, hızla yol alıp beyninin tam orta yerine saplanıyor ve binlerce yıl önceki bir bilgi seli, başrolde kendisinin olduğu MS 70’lerde, Roma işgalindeki Kudüs’te yaşayan bir Hristiyanın hikâyesine dönüşüyor...
Adı Thomas. Gizli toplantılarda şifreli işaretlerle konuşuyorlar, İmparatorluk her an kapıyı kırıp içeri girebilir. Pembe ışın devam ediyor günlerce, haftalarca. Bazen bir ses duyuyor; dişil, sakin, uzaktan gelen, ona bir şeyler anlatıyor. Oğlunun sağ kasık fıtığını teşhis ediyor (doktorlar sonra doğruluyor). Eski metinlerden alıntılar veriyor, Phil’in daha önce okumadığı yerlerden. Zaman kayıyor; bir an mutfakta kahve yapıyor bir an antik Roma’da tozlu bir sokakta yürüyor.
Televizyonda haber izlerken ekran birden antik bir freske dönüşüyor. Phil defterlerine yazmaya başlıyor. Binlerce, on binlerce sayfa. “Exegesis” (kutsal ve klasik metinler için kullanılan bir terim) adını verdiği bu delice notlar yığınına her şeyi döküyor: Acaba Şakak lobu epilepsisi mi? Yoksa gerçekten Valis denen bir “Devasa Aktif Yaşayan Zekâ Sistemi” devasa, aktif, yaşayan bir zekâ ona mı ulaşıyor? Yoksa kırk yılı aşkın süredir hepimiz bir tür “sahte gerçeklik” içinde miyiz ve bu deneyim bir tür uyanış mı? O günden sonra yazdıkları değişiyor. Artık sadece bilimkurgu değil; otobiyografik bir metafizik kâbus. Valis'te kendini “Horselover Fat” (içsel yazar kimliği) diye bir karaktere dönüştürüyor ve o pembe ışını, o ikili gerçekliği, o tanrısal istilayı anlatıyor.
Hayatının son sekiz yılı bu soruya adanıyor: “Gerçek olan neydi? Ben kimdim? Bana kim veya ne konuşuyordu?” Bazıları bunu şizofreni atağı, temporal lob nöbeti ya da nörolojik bir olay olarak yorumluyor; bazıları ise gerçek bir mistik deneyim. Phil kendisi hiçbir zaman tam karar veremiyor, belki de karar vermek istemiyor. Ama şurası kesin ki 1974’ten önce yazdıkları ile sonra yazdıkları arasında dev bir uçurum var. O güne kadar “gerçeklik sahtedir” teması kurgusallığını korurken; 1974’ten sonra ise kişisel bir yara, bir vahiy ve bir lanete dönüşüyor.
HAYATI
Philip K. Dick (tam adı Philip Kindred Dick) 16 Aralık 1928’de Chicago, Illinois’te doğdu. İkiz kardeşi Jane, doğumdan 41 gün sonra öldü; bu kayıp hayatı boyunca onu derinden etkiledi. Ailesi küçükken Berkeley, Kaliforniya’ya taşındı. Anne-babası 5 yaşındayken boşandı; annesiyle birlikte önce Washington D.C.‘ye, sonra tekrar Kaliforniya’ya döndü.
Gençliğinde Berkeley’de yaşadı, bir süre University of California, Berkeley‘de okudu ama kısa sürdü, fobiler ve sağlık sorunları nedeniyle bırakmak zorunda kaldı. Bir plak dükkânında çalıştı, klasik müzik radyosu programları yaptı. 1950’lerden itibaren yazarlığa odaklandı ve hayatının büyük kısmını Kaliforniya’da geçirdi. Beş evlilik yaptı, çoğu sorunluydu, kısa sürdü. Uyuşturucu bağımlılığı dönemleri yaşadı, finansal sıkıntılar çekti, mental sağlık sorunları (paranoya, halüsinasyonlar, olası temporal lob nöbetleri) ile boğuştu.
1974’te yaşadığı yoğun mistik/vizyoner deneyimler (2.3.74) hayatını ve düşüncelerini kökten değiştirdi. 53 yaşında, 2 Mart 1982’de Santa Ana, Kaliforniya’da bir dizi inme sonucu öldü. Hayattayken büyük ölçüde yoksul ve tanınmamış kaldı, ancak ölümünden sonra eserleri geniş kitlelerce keşfedildi.
ARDINDAN
New York Times, 1982 obituary’sinde Gerald Jonas alıntısıyla: “En iyi formunda Philip Dick, Kurt Vonnegut ile yarışır.” Dick’i ödül kazanan (Hugo, Campbell) bir bilimkurgu ustası olarak tanımladı, karakterlerin inandırıcılığı ve gerçeklik-illüzyon ayrımındaki ustalığını vurguladı.
Time Magazine,1982 obituary: “Çok katmanlı hikâyeleriyle illüzyon ile gerçeklik arasındaki çelişkileri ustaca araştıran, vizyoner bir bilimkurgu yazarı” diye nitelendirdi. 35 roman ve öykü koleksiyonuyla üretkenliğini övdü.
Jonathan Lethem, yazar ve editör, 2000’ler ve sonrası: Dick’i “üstün zekâlı” olarak gördü. Eserlerini bilimkurguyu, edebiyatın ana akımına taşıyan biri olarak postmodern bir vizyonerlik ve kendi kendini yorumlama laboratuvarı olarak tanımladı.
Tim Powers, yazar ve Dick’in arkadaşı, 2002 röportajı: “Phil’i tortured insane genius ( bu bir deyimdir. Büyük bir zekâya ve yaratıcı yeteneğe sahip, ama bu yetenekleri veya hayatı nedeniyle acı çeken, kafası karışık, belki de biraz ‘deli’ sayılabilecek kişiyi anlatır) olarak gören hayalet bir imaj oluşuyor, bu doğru değil, diyerek onun edebiyatçı zekâsını ve yaratıcılığını savundu. Eserlerindeki karanlık mizah ve dokuyu övdü.
Lawrence Sutin, biyograf, Divine Invasions sonrası yorumlarında: Dick’i “bilimkurgunun en parlak yazarı ve spekülasyonlarını kurguya döken vizyoner filozof” olarak konumlandırdı. Ölümünden sonra edebiyat eleştirisinde Kafka ve Pynchon çizgisinde paranoid kurgu ustası olarak kabul edildiğini belirtti.
John Shirley, eleştirmen, Gnosis dergisi: Dick’in eserlerini “delüzyonlu ya da spiritüel olarak özgürleşmiş bir genius” olarak tanımladı; her sayfada parlayan zekâsını vurguladı.
Genel olarak eleştirmenler, NYT, Guardian, LA Weekly gibi 1980’ler-1990’larda onu “90’ların romancısı, sekiz yıl önce ölmüş” diye betimledi. Blade Runner sonrası Hollywood etkisiyle (Total Recall, Minority Report vb.) edebiyat dışı kültürel ikon oldu ama asıl edebiyatçı itibarı “gerçeklik sorgulayan, karanlık mizahlı, karakter odaklı vizyoner” olarak yerleşti. Hayattayken “ghetto”da (bilimkurgu gettosu) kalan Dick, ölümünden sonra ana akım edebiyata kabul edildi – bu dönüşümün kendisi bile Philip K. Dick-vari bir ironiyi taşıyor.
ESERLERİ
Kırk dört roman, 21 hikâye yazmıştır.
Türkiye’de yayınlanan eserleri:
Solar Lottery (1955); Uzayda Suikast (Okat Yayınları), The World Jones Made (1957); Yaratılan Dünya (Okat Yayınları), Vulcan's Hammer (1953); Vulcan'ın Çekici (1997, Metis Yayınları), Dr. Futurity (1959); Dr. Gelecek (1997, Sarmal Yayınları), Martian Time-Slip (1965); Mars'ta Zaman Kayması (2000, Altıkırkbeş Yayınları), Eye in the Sky (1955); Gökteki Göz (1997, Metis Yayınları), Time Out of Joint (1959); Çığrından Çıkmış Zaman (2007, Altıkırkbeş Yayınları), A Scanner Darkly (1977); Karanlığı Taramak (1998, Altıkırkbeş Yayınları), The Man in the High Castle (1961); Yüksek Şatodaki Adam (1999, Metis Yayınları), (Altıkırkbeş Yayınları), Alfa Ayının Kabileleri (2002, Metis Yayınları), Simulacra (1963); Simulakra (2004, Altıkırkbeş Yayınları), Ubik (Altıkırkbeş Yayınları), Timothy Archer (Altıkırkbeş Yayınları), Do Androids Dream of Electric Sheep? (1968); Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi (2006, Altıkırkbeş Yayınları), Albemuth Özgür Radyosu (Altıkırkbeş Yayınları), Palmer Eldritch'in 3 Stigmatası (Altıkırkbeş Yayınları), “Aksın gözyaşlarım" dedi polis (Altıkırkbeş Yayınları), Timothy Archer (Altıkırkbeş Yayınları), Tefsir (Altıkırkbeş Yayınları), Şizofreni ve Değişimler Kitabı (Altıkırkbeş Yayınları), Android ve İnsan (Altıkırkbeş Yayınları), Kozmoloji ve Kozmogoni (Altıkırkbeş Yayınları)
KAYNAKÇA
New York Times obituary (1982, Gerald Jonas imzalı)
Time Magazine obituary (1982)
Lawrence Sutin – Divine Invasions: A Life of Philip K. Dick (biyografi kitabı, 1989 ve sonraki baskıları)
Jonathan Lethem – çeşitli röportajları, makaleleri ve Exegesis editörlüğü sonrası yorumları (2000’ler ve sonrası)
Tim Powers – 2002 tarihli röportajı ve Dick’le ilgili anıları (örneğin Science Fiction Studies ve benzeri dergilerde)
Library of America serisi giriş yazıları ve eleştirel önsözler (2007’de Dick’in seçme eserlerinin yayımlanmasıyla ilgili)
Wikipedia’nın Philip K. Dick maddesi ve kaynak bölümü (post-1982 konsensüs özetleri)
Gnosis dergisi ve benzeri alternatif edebiyat eleştirileri (John Shirley gibi isimlerin yazıları)
Genel edebiyat eleştirisi derlemeleri: Guardian, Los Angeles Review of Books, New York Review of Books gibi yayınların 1980’ler-2000’ler arası Dick retrospektifleri ve incelemeleri
***













































