ÖLDÜK ÖLDÜK DİRİLDİK
ağır bir buz kütlesi,
sağımdan bir nefes,
solumdan bir titreyiş,
hatta karşıma geçip fincan kapıyor.
ne güzel de yakışmış mor fistan
ne çok dökülmüş insan,
iki hapşırdık, bir harfin gülen yüzüne dokunduk,
öldük yatak döşek, pijama günlerinde çok asıldık,
ben, ben değilim,
annem, annem değil,
evde diğer dolaşan insanlar;
kıyafetlerinde bir boynu yıkık duvar kâğıdı yürüyor.
ben en çok rengini sorguluyorum,
koyu pespaye bir siyah cenk ediyor,
solgun gülüşleri, dudaklarından çırpılıyor,
sanki bir nâmesiz mektup hüznü satıyor.
yarı yarıya indirildi gözler,
ya da sözler,
harf harfe sırt çantası,
bir nâme ya da pelesenk.
işletme ya da işletmeme,
öldük öldük dirildik.
bir ölümü son penceresinden,
özümseye, gülümseye kollarında sallıyor.
bir de gün aymasın artık.
sürünmeye mecalim kalmadı,
aşındı yen, soyuldu diz,
anlayana; öldük öldük dirildik,
anlamayana; davul zurna saz...
***















































