BİYOGRAFİ
Giriş Tarihi : 19-03-2026 01:08   Güncelleme : 19-03-2026 04:06

Odisseus Elitis / Neşe Kazan

Hazırlayan: Neşe Kazan -ODİSSEUS ELİTİS

Odisseus Elitis / Neşe Kazan

ODİSSEUS ELİTİS

(2.11.1911 - 18.03.1996)

Odisseus, dört yaşındayken ailesiyle birlikte Heraklion’dan Atina’ya taşındı. Babasının sabun fabrikasından gelen serveti sayesinde aile, kışları Atina’nın kozmopolit sokaklarında, yazları ise Midilli’nin zeytinliklerle çevrili köylerinde geçirirdi. Odisseus her yaz adaya döndüğünde sanki başka bir dünyaya adım atıyordu. Bir Nisan öğleden sonrasında bademler henüz çiçek açmış, tüm ada çiçek kokusuyla sarmalanmışken küçük Odisseus, köyün yukarısındaki tepeye tırmandı.

Elinde annesinin verdiği bir parça ekmek ve birkaç siyah zeytin vardı. Aşağıda koy, koyu bir lacivertle uzanırken; öyle derin maviydi ki, bakarken insanın içine tuhaf bir ağırlık çöküyordu. Dünya ilk kez ayaklarının altında bu kadar gerçek, bu kadar kırılgan olmuştu.

Denizden yeşil bir sandal yaklaştı. İçindeki gençlerden biri ağlarını topluyordu, diğeri başını kaldırıp çocuğa seslendi:

-Ne arıyorsun orada ufaklık, yıldız mı topluyorsun?

Odisseus gülümsedi, utanarak ama kararlı bir ses tonuyla,
-Sadece bakıyorum.

Balıkçı alaylı bir gülüş fırlattıktan sonra, sesi rüzgârda dağılırken:
-Bakmak yetmez ki. Denizi kucaklamalısın, sonra seni hatırlamaz…

O gün çocuk denize indi. Su buz gibiydi. Kuma gömülürken, zaman durmuş, sadece an var olmuştu. Gözlerini kapatıp, sessizliğin huzurunu hafızasına kazımak isterken yukarıdaki zeytinliklerden kadın sesleri yükseldi neşeli hüzün gibi bir şeydi bu türkü, Ya da hüzünlü neşe…

O andan itibaren küçük Odysseas anladı ki mavi bir renkten çok daha ötesiydi. İçinde çocukluğunun kaygısız günleri, ileride gelecek savaşların gölgesi, yitip gidenlerin acısı ve hepsinin üstünde yenilmez bir ışık saklayan gizdi…

Yıllar aktı gitti; yapraklar gibi, çakıl taşları gibi. Ama o Nisan’ın hissettirdikleri yüreğinde hep taptaze kaldı. Hâlâ duyuyordu teknelerin bordasındaki eski yazıları, hâlâ hissediyordu denizin dokunuşunu. Ve hâlâ inanıyordu: “Tanrı rızk verecektir.”

Denize kadar uzanan zeytin ağaçları ve üzüm bağları
Ötesinde, hafızanın derinliklerine uzanan kızıl balıkçı tekneleri.

Öğlen uykusunda Ağustos'un altın sarısı demetleri
Deniz yosunları ve kabuklarıyla. Ve o yeşil tekne,
Yeni denize indirilmiş, suyun huzurlu göğsünü hâlâ "Tanrı sağlayacaktır" diyerek kutsuyor.

HAYATI

Odysseas Elytis, Girit kökenli bir Yunan şairdir. Atina’da doğmuş ve yaşamının büyük bölümünü burada geçirmiştir. Modern Yunan şiirinin en özgün seslerinden biri olarak kabul edilir.

Şiirlerinde Ege’nin ışığı, deniz, doğa, özgürlük, aşk ve insanın iç dünyası temel temalardır.  Elytis, özellikle “Güneşin Monarşisi”, “Axion Esti”, “İkaros’un Günlüğü” ve “Maria Nefeli” gibi eserleriyle tanınır.

Bu yapıtlarında hem Yunan kültürünün köklerine hem de evrensel insani değerlere derin bir bağlılık görülür.  Hayatı boyunca evlenmemiştir ve çocuğu yoktur. Kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yummuştur.. Elytis, sade yaşamı, doğaya olan sevgisi ve şiire adanmışlığıyla tanınır. Onun şiirleri, Yunanistan’ın ruhunu ve insanın içsel özgürlüğünü simgeler.  

ESERLERİ

*Çılgın Nar Ağacı, Çeviren: Cevat Çapan, Adam Yayınları, İstanbul, 1995
*Görünmez Bir Nisan Ayının Günlüğü, Çeviren: Herkül Milas, Bağlam Yayınları, İstanbul, 1991

ARDINDAN

Odysseas Elytis’in ölümünden sonra Yunanistan’da ve dünya edebiyat çevrelerinde büyük bir saygı ve hüzünle anıldı. Onun ardından yapılan değerlendirmelerde, Elytis’in yalnızca bir şair değil, aynı zamanda Yunan ruhunun ve Akdeniz ışığının sesi olduğu vurgulandı.  Yunan yazarlar ve eleştirmenler, Elytis’in şiirinin ülkenin kimliğini yeniden tanımladığını, diline zarafet ve derinlik kazandırdığını söylediler. Onu “ışığın şairi” olarak nitelendiren birçok edebiyatçı, eserlerinde umudu, özgürlüğü ve insanın içsel saflığını ölümsüzleştirdiğini belirtti. 

Uluslararası çevrelerde ise Elytis, modern şiirde doğa ve insan arasındaki bağı en saf biçimde anlatan şairlerden biri olarak anıldı. Nobel Edebiyat Ödülü’nün yalnızca kişisel bir başarı değil, Yunan kültürünün evrensel bir tanınması olduğu sıkça dile getirildi.

Elytis’in ardından yapılan konuşmalarda, onun şiirinin “ölümsüz bir ışık” gibi Yunan edebiyatında parlamaya devam edeceği söylenmiştir.  

***

EditörEditör