ANI
Giriş Tarihi : 02-12-2023 21:02

Neredeyim Ben? / Göher Güler

Yazan: Göher Güler -NEREDEYİM BEN?

Neredeyim Ben? / Göher Güler

NEREDEYİM BEN?

İstanbul'dayız, sık sık su kesintisi yaşanıyor.
Sabaha karşı geliyor genelde sular. Gece kalkıp kap kacak ne varsa dolduruyoruz.

Nasıl olduysa musluklar açık kalmış...

Derin uykudayım; kulağıma şırıl şırıl su sesleri geliyor. Rüyanın derinliklerindeyim. Bir an gözümü aralamış olmalıyım.

Ortalık öyle güzel görünüyor ki gözüme...

Gece lambasının loş ışığı yere vurmuş, renk cümbüşü oluşmuş. Hüzmeler yayılıyor etrafa. Oh, her yer ışıl ışıl, nasıl da huzur verici! Su sesi de kulağıma melodi gibi geliyor...

Nerdeyim ben? 
Cennete mi düştüm, yoksa gerçek miymiş, cennet denilen yer?.. Ne zaman öldüm acaba! 
Neden hiçbir acı hissetmedim.

Bu gelen ses de, Şol Cennetin Irmağı'nın sesi olmalı. Öyle güzel geliyor ki kulağıma. Cennette olmanın mutluluğu, yerdeki renk cümbüşü, kulağıma gelen tatlı ses, beni keyiflendirdikçe keyiflendiriyor, daha rahat uyumamı sağlıyor. Şöyle bir döndüm sağa sola, ne güzel cennette olmak!..

Su sesi kesilmek bilmiyor. Az önce bana keyif veren ses, kulaklarımı tırmalamaya başladı. Hiç kesilmeyecek mi, hep böyle mi devam edecek, burası cennet değil sanırım!..

Gözümü araladım bir ara. Yere kaydı gözüm. Yatağımın yanındaki terlikler, bir ileri, bir geri gidip geliyor. İçimi korku kapladı birden! Yavaşça doğruldum yataktan. Gözüm halıya ilişti. Halı resmen hareket ediyor. Yok, burası cennet değil. Cehenneme düşmüşüm. Elim ayağım titremeye, kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı!..

Ayağımı yere uzattım, buz gibi suyla irkildim. Bu su niye bu kadar soğuk?! Ayağım buz kesti. Kendime geldim. Cennette falan değildim. Tam cehennemin ortasındaydım. Evin her tarafı, göl gibi su. Yatak odası, çocuk odası, mutfak, salon, hol, banyo, tuvalet...

Çıldırmamak elde değil! Kara kışın ortası. Bütün halılar, denizin ortasındaki sandal gibi sallanıyor. Her biri altışar metre kare. İşin aslını anladım, evi su basmıştı. Sabah işe gidecektim ve dışarıda yağmur vardı.

Yağmur aralıklarla bir hafta devam etti. Ondan sonraki günler, sahiden tam cehennemdi. Marleyler kabardı, halılar kokmaya başladı. Koltuklar yere yakın olduğundan altları sırıl sıklam olmuş, suyu yukarılara kadar emmişti. Hangi birini nasıl kurutabilirdim. En önemlisi de kitaplığım su almıştı. Suyun etkisiyle alt tarafı şişmiş. Kitaplarım ıslanmış, sayfaları açılamayacak hale gelmişti...

Yaşanan olaydan sonra; aile içi kaos bir tarafa, bir de alt kata sızan sular var...

İşte asıl mesele burada başlıyor...

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi