ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 16-12-2023 15:54

Nazife / Göher Güler

Yazan: Göher Güler -NAZİFE

Nazife / Göher Güler

NAZİFE

Seksenli yılların ortalarıydı. Nazife, okulunu bitirip İstanbul’da meslek hayatına atılmıştı. İş yerine atanıp geldiği gün, aynı meslekten adı Turgut olan bir delikanlı, Nazife'yi görür görmez vurulmuştu. Nazife de onu görünce etkilenmişti.

Turgut'un ailesi, Doğu Karadeniz Bölgesi'nden gelip İstanbul'a yerleşmişti. Turgut, İstabul'da doğmuştu.

Turgut ve Nazife, gün geçtikçe birbirlerini daha çok sevmeye başladılar, aşık oldular. Aynı iş yerinde çalıştıkları için, iyi tanımışlardı birbirlerini. İkisinin de önünde evliliğe mani herhangi bir engel yoktu. O yüzden evlilik kararı aldılar, nerede oturcaklarının planını yaptılar. Sıra konuyu ailelerine açmaya gelmişti.

Nazife, babasına açtı konuyu.

- Senin gönlün kime düştüyse o, benim başımın tacıdır.

Turgut da babasına açtı konuyu.

- Ben Nazife ile evleneceğim.
- Olur olmasına da haçan kimun nesidur,  nerelidur, taniyirum kizu cüzeldur, kaşı gözü yerinedur ama bize uygun midur?

Turgut, Nazife'nin nereli olduğunu, mezhep ayrılığı olduğunu söyledi. Babası şiddetle karşı çıktı.

- Haçan, biz o mezhepten olanı ailemize sokamayız.
- Ben onu seviyorum, mezhebin ne önemi var.

Babası küplere bindi ve feryat etti.

- Haçan olmaz bu iş uşağum!
- İstesiniz de istemeseniz de ben Nazife ile evleneceğim!

Babası avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Baba oğulun bağrışma sesini duyan anne koştu içeri.

- Haçan ne oliy buraya?
- Olanlar oldi Hatice'm. Olanlar oldi. Bu itin oğli başka mezhepten bir gelin getireceğum deyi. 
- Uyy, benim başıma taşlar yağayı! Ben istemiyirum. Haçan onlarun, pişirdiğu yenilur mi, yikaduğu giyilur mi, bastığı yere basılur mi, istemiyirum daa, işte o kadar!

Turgut ne kadar dil döktüyse de ikna edemedi anne babasını.

- Ben da kaçuracağum o zaman!

Anne ve babası çılgına döndüler.

- Seni evlatluktan red ederuk!
- Ne derseniz deyin, ben Nazife ile evleneceğim!

Turgut, ertesi gün iş yerine geldiğinde canı çok sıkkındı, uyumadığı gözlerinin kızarık olduğundan belliydi.

- Ne oldu, neyin var?
- Bizimkiler istemiyor seni!
- Neden?
- Mezhep ayrılığından. Ben onları ikna ederim.

Nazife'nin morali bozuldu. "Mezhep ayrılığı var diye, sevenlerin arasına mı girecekler?" diye geçirdi içinden...

Öğlen yemeği saatinde, Turgut'un annesiyle babası geldiler ve Nazife’yi dışarı çağırdılar.

- Kizum cel bakayım, senunle konuşacağuz.

Nazife dışarı çıktı. Turgut’un babası konuşmaya başladı.

- Bak kizum, cuzelsin, hoşsun ama biz seni istemiyruk. Sen bizim ailemize göre değilsun. Biz senun mezhebinden olanı ailemize sokmayız.

Turgut’un annesi de tutamadı kendisini.

- Biz senin pişirduğuni yemeyiz, yıkaduğuni giymeyiz, doğuracağun piçinu de sevmeyiz. O mezhepden olanlar, yıkanmaz. Bir de tuvaletin deliğine yapmazlar büyük abdestlerini, kenarına yaparlar. O yüzden evleri kokayi. Haçan uşağun peşuni bırakacağsun.

Nazife, üzüldü duyduklarına ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

- Ben uşağınızın! peşinde değilim. Oğlunuza söyleyin, bana neden söylüyorsunuz.

Turgut’un annesi biraz daha öfkelendi.

- Biz uşağu ikna edemiyruk, sen bırakacağsun. Bırakmazsan, o cüzel bacaklarını kıraruk.

Nazife neye uğradığını şaşırmıştı. Daha önce ne ailesinde, ne de çevresinde mezhep ayrılığı, düşmanlığı duymamıştı. Evleri de oldukça temizdi, tuvaletin dışına yapanı da hiç görmemişti. "Bu nasıl bir karalama, aşağılama" dedi içinden. Turgut'un ailesinin acımasız sözleri, Nazife'nin yüreğine hançer gibi saplanmıştı. Hakaretler aşağılamalar canını yakmış, bağrına oturmuş, kanına dokunmuştu. Beyninin içinde arılar vızıldıyordu sanki.

Nazife içeri girdiğinde sapsarı kesilmişti, sinirden bütün vücudu tir tir titriyordu. Duyduğu hakaretler kulaklarında yankı yapıyordu, suçu sevmekti, sadece sevmek...

Turgut endişeli bir merakla Nazife’nin yanına geldi.

- Ne konuştunuz?
- Bu iş olmaz. Sen git kendi mezhebinden birini bul. Benim peşimi de bırak. 
- Olmaz ben senden vaz geçemem, kaçalım!
- Sen ne diyorsun Turgut, ben kaçmam. Senin ailen beni rahat bırakmaz, huzur vermezler. Bunca hakaretten sonra ben nasıl kaçarım? Senin ailen benim kanıma hakaret etti, karaladı, iftira attı. Gururumu incittiler, mezhebimle beni aşağıladılar. Aslında o aşağılama, karalama sadece bana değil, tüm insanlığa yapılmıştır. Bundan sonra sen yoluna ben yoluma!..

İş yerinden izin aldı, kafa dinlemek ve duyduklarını bir nebze olsun sindirebilmek için memleketine gitti Nazife.

Söylenen acı sözlerden öylesine etkilendi ki; yanına gelen bütün akrabalarını, arkadaşlarını, komşularını eğilip kokluyordu. Hiç kimse denildiği gibi kötü kokmuyordu. Her gittiği evde tuvaletlere bakıyordu. Hiç kimsenin tuvaletinin kenarında pislik yoktu. Evleri de mis gibi pırıl pırıldı...

***

Uzun zamadır, köylüleri olan Bayram, Nazife'yi istiyordu. Nazife'nin onda gönlü yoktu. Nazife'nin memlekette olduğunu duyunca tekrar istemeye geldiler. Yakışıklı delikanlıydı Bayram.

Nazife'nin babası, önce kızına baktı kısa bir süre, sonra misafirleriyle paylaştı düşündüklerini.

- Ben bilmem kız isterse olur.

Nazife ise, duyduğu aşağılamanın etkisindeydi hâlâ. Düşündü kısa bir süre.

- Aynı köylüyüz, örfümüz adetimiz töremiz, yemeklerimiz aynı, ailesini biliyorum, iyi insanlar. En azından kanıma sövmezler.

Babası, Nazife ile göz göze geldi.

- İstiyor musun Bayram'ı kızım. 
- İstiyorum baba.

Nazife ile Bayram birkaç ay sonra evlendiler.
Turgut, kaldıramadı bu evliliği, hastalandı bunalıma girdi. Tayin alıp başka yere gitti. O günden sonra Nazife ve Turgut birbirlerini hiç görmediler...

Aradan yıllar geçmiş, Nazife'nin çoçuğu olmuştu, çocuğunu iş yerine getirmişti bir gün. Tam da o gün, Turgut'un annesi geldi Nazife'nin yanına.

- Haçan kizum biz ettuk, sen eylema. Bizim uşak seni unutamayı. Ha bu uşağunla seni kabul ediyiruk.

Nazife çok sinirlendi, bir arslan gibi kükremek geldi içinden.

- Siz ne diyorsunuz, Hanımefendi! Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu! Onu zamanında kanıma hakaret ederken düşünecektiniz. Geçmiş ola, benim kitabımda uşağumla, başkasıyla evlenmek yazmaz. 
Güle güle! Sakın, bir daha beni rahatsız etmeyin!!!

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi