NASIL OLURDU?
Haydi gelin bir anlığına kibrinizi bırakıp sıradan bir an yaşayalım
Olması gerektiği gibi, beklentisiz, hesapsız kitapsız.
Nasıl olurdu dersiniz?
Çok güzel olurdu hele ki egolardan arınmış hâllerimiz. Harika olurdu.
Tıpkı yeni doğmuş bebek gibi
Hayatı yeniden keşfeder, beğenmediğimiz köşelerde kahvemizi ya da çayımızı yudumlar hayaller kurardık.
Haydi bırakın törpülenmiş karakterinizi.
Sıradan insan olmayı deneyin.
Hani içinden geldiği gibi davranan, aklına ilk gelenini söyleyen.
Nasıl güzel olurdu, samimiyet kokardı her yer.
Statü yok, ego yok, kıyas yok...
"Su gibi aziz ol!" diye dua ederlerdi eskiler.
Ne güzel bir duadır bu.
Su gibi, aziz, tertemiz, saf...
Haydi vazgeç bugünkü hâlinden, deseler
Vazgeçer mi ki insan?
Hem mutsuzdur, şikâyet eksik olmuyordur ağzından.
Ama bırak devamlı şikâyet ettiğin hayatını deseler
Nasıl olurdu cevabımız?
"Maksimalizmin kurallarında, minimalist rüyalara dalma." derlerdi belki.
Hep "mutlu ol" ile biter her dilek cümlesi.
Ama işte ol deyince olunmuyor ki mutlu.
Bir sürü ödev, beklenti, iş derken mutlu olmaya zaman kalmıyor.
Ertelendkçe erteleniyor, ertelendkçe de egoya tapılmaya başlanıyor.
Hani uzaktan sesi hoş gelen...













































