ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 20-09-2024 14:35

Narin'in Mektubu / Serhat Köklü

Yazan: Serhat Köklü -NARİN’İN MEKTUBU 

Narin'in Mektubu / Serhat Köklü

NARİN’İN MEKTUBU

Ben burada çok mutluyum, merak etmeyin. Hiç yanlış yok, yalan yok, yozluk yok. Kötüler yok, kötü olaylar yok, kötü töreler yok, kötü inançlar yok. Kız çocukları çok değerli, oğlanlar çok değerli, çocuklar çok değerli burada. Hava hep açık, hep güneşli. Hava hep temiz, çocuklar gibi.

Ben buradan sizi de seyrediyorum. Çok yukarılarda bir yerlerdeyim ama aynı zamanda çok da yakınlarınızda. Üzülenler var, üzülür gibi yapanlar, akrabalarım var, “akrep!a”lar da var, görüyorum her şeyi burdan görüyoruz. Biz çocuklar her zaman görenlerdeniz zaten. Bu dünyada mutluluğumuz kısa sürmüş, o yüzden buradaki mutluluğumuz uzun sürecekmiş, hatta sonsuz…  Öyle dediler, güzel görünümlü birileri söylediler.  “Endişelenmeyin” dediler, burada biz varız her şey geçti, sonra kuvvetlice ışıklı kollarıyla sarıldılar bana ve “Korkma Narin Kız” dedi içlerinden birisi. Yüzü çok güzeldi göremeyeceğim parlaklıkta parmaklarıyla evimin oraları gösterdi ve devam etti “Her şey geçti, yüzünü dökme sakın!”

Ben gittim oradan. Ama buraya geldim. Bana yardım edildi. Her masum çocuk gibi.  O anda hiç acı çekmedim. Hiç hissetmedim hiçbir şeyi. Ağrı kesici yaptı ışık kollarıyla birileri. Bayıldım sonra. Ya da ben öyle sandım. Dereler tepeler aştım, yüz yıllar geçirdim sanki, bin bir mekanda konakladım. Ya da ben öyle sandım. Sanmak güzeldi. Sonra hafızamı sildiler güzel yüzlüler, hiçbir şeyi hatırlamadım, anımsamadım. Bir tek çocuk olduğumu biliyorum, masum olduğumu, henüz 8 yaşında olduğumu, tatlı, narin bir kız çocuğu olduğumu; oyunlar oynadığımı, okula gittiğimi, bahçesinde neşelice koşuşturduğumu, köy yolunda terleyip kana kana soğuk sular içtiğimi hatırlıyorum bir tek. Öğretmenimin sorularını gururla bildiğimi hatırlıyorum, babamın kıymetlisi olduğumu, hayallerimi, çocuk düşlerimi, 8 yaşında bir çocuk ne kadar  hatırlayabilir ki diyeceksiniz? Tahmin bile edemezsiniz. Dedim ya sadece çocuk olduğumu hatırlıyorum. Çocukluğumu almadılar sanılanın aksine… Bende kalan tek şey çocukluğum oldu aslında. Yetmez mi?

Ben döndüm oradan. Aslıma geldim. Huzurlu burası. Işıktan kollu güzel yüzlü birileri var burada. Tam tarif edemeyeceğim ama çok eğlenceli ve komikler. Tam bir çocuğun isteyebileceği gibi. Bizi çok güldürüyorlar. Kahkahalarımız berrak nehirlere çarpıp yankılanıyor. Başkaları da var benim gibi. 2 yaşında bir bebek bile var. Onunla özel ilgilendiler. Bugüne kadar duyduğum en güzel ninnileri fısıldadılar kulağına. Bembeyaz gümüşî beşiklerde uyuttular, başparmaklarından gıdıkladılar usulca.   O kadar çok çocuğuz ki. O kadar çok çabuk geldik ki, niye böyle oldu diyecek olduk. “Orada kısa kaldığınız için burada uzun kalacaksınız” dediler bize, hatta sonsuza kadar. Hep çocuk. Devamlı çocuk kalacağız burada.  Tam çocuk. Tüm çocuk. Sonsuza kadar çocuk. Narin’im çocuk…

Ben Narin’im. Çocuktum. Kız çocuğu. Masumdum. Mutluydum. Hayallerim vardı. Umutluydum. Gülüyordum. Okuyordum. Yaşıyordum. Biliyordum. Hissediyordum. Oynuyordum. Çalışıyordum. Kalbim vardı. Atıyordu benim. Nefesim vardı verip alamadığım. Ben…

Dedim ya, “neden” dedim. “ama” dedim. Tamam geçti dediler, her şey geçti. Kolları ışıklı, çok güzel yüzlü birileri aldı beni uçururcasına götürüp kucaklarken beni, “Geçti, üzülme sen” dedi. Sonra her şeyi unuttururcasına şahane bir şarkı söylemeye başladı. Hava güneşliydi. Hava temizdi, tıpkı çocuklar gibi…

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi