DENEME
Giriş Tarihi : 11-08-2025 23:42   Güncelleme : 12-08-2025 00:43

Mesaj / Ümmügülsüm Hasyıldırım

Yazan: Ümmügülsüm Hasyıldırım -MESAJ

Mesaj / Ümmügülsüm Hasyıldırım

MESAJ

Heyecanla Türkiye'deki eşyalarımın gelmesini bekliyordum. Bilmiyordum; aslında tüm eşyalarım gelse de "sever" diye, annemin aldığı kahvenin ya da bir haylayfın beni bu kadar etkileyip gözyaşlarıma hakim olamamama sebep olacağını... 

Bütün eşyalarım bir tarafa; annemle babamın "Çocuklarım sever" diye, gidip aldıkları karpuzlu sakız ve şekerleri, benim sevdiğim çizi ve haylayfları, "Biterse annem gider" psikolojisiyle kıyamayıp içemediğim kahveyi ve elime geçtikçe kokusunu içime çekip sanki babammış gibi hissedişim...

Ben beğenmedim diye, bana sürpriz yapmak için benim zevkime göre aldığı kahve fincanlarını, o gıda kolisini açtığımda görmemle gözyaşlarıma boğuluşum ve her gelen misafire, küçük bir çocuk edasıyla "Annem almış, sürpriz yapmış bana" deyişim... 

Her gün, her misafirimde o fincanları çıkarıp bebek gibi sevdiğimde anneme dokunmuş gibi hissedişim... Evde asla boş koli bırakmazken; sadece, annemin aldığı kahve fincanları kırılır korkusuyla her defasında kutusuna itinayla tekrar koyuşum... 

Bütün kolileri açsam da sadece o koliyi açıp her dokunuşumda beni, böyle derinden etkileyeceğini hiç düşünmemiştim... İki yılı doldurmak üzereyken annemle babama hasretimin bu kadar yoğun olacağını bilemeyişimdendi belki de... 

Küçük kardeşimin sesini her duyduğumda bana şirinlik yaparken sanki kendi çocuğummuş gibi hasretle sarılmak isteği, hasretin bu kadar zorluğunu bilmememdendi belki de ..

Oysa, hasret kelimesi ne saçmaydı benim için; bilmiyordum anlamını... Annenin, babanın uzaklığını bilmememdendi belki de... Ulaşamamayı bilmememdendi... Kim bilir!..

Telefonumun bip sesiyle gözlerim mesaj kutusuna yönelmiş, yağmur yüklü bulutlar gibi buğulanmıştı. Donuk bakışlar, uzun süre satırlar arasında yitik kaldı.

Sevgi yüreğe bir ok gibi saplanır mı, hasretin kokusu kahveye siner mi, bir dirhem ciklete koskoca özlem sığar mı, gırtlağına sıkışan hıçkırıklar bir damla gözyaşıyla firar eder mi? 

Ciğerime oturan acıların zincirini çözmek, o kadar da kolay değildi benim için. Patlamaya hazır bomba gibi saniyelere bağımlıydı zaman. Her an nefesim duruverecekmiş gibi küt küt yüreğim. 

Kıyıya çarpan dalgaların oluşturduğu bembeyaz köpük gibi kabarıp duruyor hüzne esir umutlarım. Beklemenin acısı, hançerle delince gönülhanemi, bedene can olan ruhumun ıstırabı; yangın yerine çevirir duygu hanemi.

Hasret yangınına bir damla su bulmak için öylesine gidilen ziyaret esnasında mesaj kutusuna düşen o yazıların yükünü zayıf yüreğim kaldıramadı. Göz kapaklarında esir damlalar; bendini yıkıp indi yanak kaydırağından aşağıya. Kırılma noktası sıfırdı artık. Daha fazla esir tutamayacağımı anladığımda çoktan vazgeçmiştim kendimi daha fazla sıkmayı. Elimdeki çay bardağı titremiş; gözyaşımın tuzu, çayıma şeker olmuştu. 

"Ne oluyor?" bakışlarını görmezden gelmek için bakışlarımı yerden kaldıramadım uzun süre. Çayın olmayan tadını, iyice kaçırmıştı özlem yüklü notlar. Nasıl da hasret kokuyordu her bir cümlesi her bir satırı her bir harfi. 

Uzun süren titreme nöbeti sonrası, seranın içinde kaybolup avazım çıktığı kadar bağırmak ve uzaklaşmak istedim. Olmadı...

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi