DENEME
Giriş Tarihi : 19-04-2025 23:29   Güncelleme : 19-04-2025 23:43

Medusa'nın Salı: Gelenekle Gelecek Arasında Çırpınan Kayık/ Sinem Uğurlar

Yazan: Sinem Uğurlar -MEDUSA'NIN SALI: GELENEKLE GELECEK ARASINDA ÇIRPINAN BİR KAYIK 

Medusa'nın Salı: Gelenekle Gelecek Arasında Çırpınan Kayık/ Sinem Uğurlar

MEDUSA'NIN SALI: GELENEKLE GELECEK ARASINDA ÇIRPINAN BİR KAYIK

Evet, kulağa hem tanıdık hem de tanımsız gelen bu tuhaf ifade, Théodore Géricault’nun 1818-1819 tarihli başyapıtı Medusa’nın “Salı”tablosuna ait. Ancak bu sadece bir resim değil; bu, insanlığın trajediyle olan flörtü, çaresizlikten doğan direnişi, çürümeyle el sıkışan umudu ve elbette ki zamanın çılgın sarkacı arasında salınan bir varoluş oyunudur. Bu tabloyu absürt bir ütopyanın dev aynasında izlemek, adeta kaynayan bir potada geçmişin, şimdinin ve geleceğin dansını seyretmek gibidir.

I. Kayıp Gemi, Kaybolmuş Anlamlar

1816 yılında batan Medusa fırkateyni, sadece bir gemi değildir; o, kolonyalizmin (sömürgecilik) kibri, Fransız monarşisinin şaşaası ve batmakta olan ahlaki değerlerin ta kendisidir. Bu tablo, modern insanın “ilerleme” takıntısıyla birlikte sürüklendiği sonsuz boşluğun görsel anlatımıdır. Bir kayığın ucunda, uzaklarda bir gemi gören figürler... Ama kimileri hâlâ sırtını dönmüş, kimileri ölmüş, kimileri ölmüş gibi yapıyor. Tanıdık geldi mi?

Bugünün küresel ekonomik düzeninde, bizler de o kayığın içindeyiz. Kimimiz Batı'nın büyük gemisine ulaşma umuduyla el sallar, kimimiz "Zaten o gemi hayal!" der, kimimizse geminin çoktan içimize battığını hisseder. Kripto para balinalarından iklim değişikliği konseylerine kadar herkes kendi “salı”nı yüzdürmeye çalışıyor.

II. Medusa’nın Saçlarıyla Örülmüş Algoritmalar

"Medusa’nın bakışı taşa çevirir" derler. Bugünse bizler ekranlara bakarken taşa dönüyoruz: Algoritmaların şekillendirdiği, görsel doygunlukla felç edilmiş nesneler haline geliyoruz. Géricault’nun tablosundaki figürlerin kasvetli ve anatomik gerçekçiliği, günümüz selfie estetiğinin aksine "güzel" olmanın değil, "gerçek" olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor.

Tabloyu bugün tekrar düşündüğümüzde Medusa’nın kafası bu kez yapay zekânın merkez işlem birimi olmuş olabilir mi? Veriyi aşkla emen, hisle kusan dijital Medusa’lar çağındayız. Géricault yaşasaydı, belki de tabloda yer alan figürlerden birine Oculus gözlüğü takar, diğerinin eline TikTok simgesi tutuştururdu.

III. Ekonomi ve Et Gemi: İnsan Pazarı

Tablodaki bedenler, sadece acının değil, tüketimin de temsilidir. Bugünün dünya ekonomisi, görünmeyen emeklerin, mülteci bedenlerinin, uzaktan çalışan zihinlerin ve kimlik borsalarının üzerine kurulmuş durumda. "İnsan kaynağı" ifadesi kadar çiğ ama bir o kadar gerçek. Sal, bir üretim bandı, figürlerse sistem tarafından tüketilmeyi bekleyen ürünler gibidir.

Neoliberal düzenin rüzgârıyla savrulan birey, o kayığın en ucunda hâlâ bir gemi aramaktadır. Ama gemi yoktur. Geminin kendisi bir illüzyondur. Belki de kurtuluş gemiye ulaşmakta değil, salın ritmini çözmekte yatmaktadır.

IV. Gelecekten Bir Kırıntı: Fütüristik Sal

2125 yılındayız. Mars kolonisinde düzenlenen "Medusa'nın Salı: Yapay Et ve Duygusal Zekâ" sergisi büyük ilgi topluyor. Robot sanat eleştirmenleri, tablonun dijitalleştirilmiş versiyonu önünde algoritmik gözyaşları döküyor. Tabloya entegre edilen yapay zekâ sistemi, her izleyiciye farklı bir ölüm hissi yaşatıyor.

Bu fütüristik dünyada, "umut" dijital bir formatta kaydedilmiş, "çaresizlik" ise NFT olarak satılmış durumda. Tablodaki figürler artık yüz tanıma teknolojisiyle her izleyiciye benzeyecek şekilde kendini güncelliyor. Yani sen tabloya bakmıyorsun, tablo sana bakıyor.

V. Absürdün Zaferi

Absürtlük burada çünkü sal hareket ediyor gibi yaparken aslında dönüp durmaktadır. Tıpkı insanlık tarihi gibi. Klasik anlatıya göre bu tablo, acımasız bir hükümetin sembolüdür; ama daha yakından bakınca belki de hepimiz o hükümetiz. Belki de o kayık, içimizdeki monarşi tarafından yönetiliyor. Belki de Medusa biziz.

Zamanın salında yolculuk eden insan, ne geçmişin canavarı ne de geleceğin meleğidir. O, kendi trajedisini yaratan sonra da ona şiir yazan bir varlıktır. Medusa'nın Salı, bu şiirin kanla, terle, fırçayla yazılmış ilk mısrasıdır.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör: Nüzhet Ünlüer

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi