MAZİ KALBİMDE BİR YARA
Modern mutfak dolaplarını görünce, aklıma annemin terek dolabı geldi. Duvara çiviyle çakılmış, rengi yeşile boyanmış, renkli plastik ve emaye tabakların yer aldığı, sıvası dökülmüş duvarların yeni boyanmış hali. Tezgaha bir çiviyle tutturulmuş renki bir örtü.
Mutfakta, kasaların üzerine oturtulmuş bir sofra, masa görevini görüyordu.
Camda çiçekli perdeler. Evin bir köşesinde kuzine. Üzerinde fokurdayan bir güğüm ve demlik. Kuzinenin gözünde annemin yoğurduğu ekmek.
Ne çok severdim ekmeğin ortasını oyup çökelek katıp yemeyi. Çoğu zaman küçük tüp bitmiş olurdu. Kuzinenin üzerinde pişerdi yemekler. Nasılda tatlı ve lezzetliydi.
Öyle bir ortamda büyüyen çocuklardık biz. Ne güzel izler bıraktılar anılar dağarcığımızda. Azla yetinmesini bilen, yinede mutlu. Renkli, plastik tabaklar süslerdi evimizin tel dolaplarını. Rengi çağla yeşiliydi. Emaye tencerelerde kaynardı kuzinenin üzerinde yemekler.
Tezgahın renkli örtüleri, yerde serili kilim, bir kütüphane, bir divanın verdiği huzur şimdilerde yok...
Yemeğimizi yeyince hepimiz çekilirdik köşemize. Gaz lambasında ders çalışırdık. Öyle sık sık açmazdık kalemimizi. İtinayla kullanırdık bitmesin diye. Televizyon yoktu. Ben hep sanki evin erkek çocuğu gibi Teksas, Tommiks çizgi romanlarını okumayı çok severdim. Saklardım, tekrar tekrar okurdum. Sohbet ederdik kardeşlerimle. O divanda nasılda huzurlu uyurduk.
Biz uyanmadan sobamız yanmış olurdu. Ekmeği kızartıp üzerine vita yağını sürerdik. Çökelek bazen patates olurdu soframızda.
Şimdi hepsi bol ama o sofranın tadı yok hiç birinde. Kaldılar işte anılar, dağarcığımızın bir köşesinde.
Mazi kalbimde derin bir yara...Öyle çok hikaye, öykü var ki yaşadığım her anda...












































