ÖYKÜ
Giriş Tarihi : 15-09-2022 03:00   Güncelleme : 15-09-2022 03:05

Matruşka

Yazan: Sündüs Şahin - MATRUŞKA

Matruşka

MATRUŞKA

“Kim o?” diye seslendi kapının ardındaki.
“Matruşka, ben Matruşka” dedi kapının dışındaki.
Şaşırdı içerideki, gözünü kapının deliğine dayadı.
Küçücük delikten, Matruşka’yı görmeye çalıştı.
Seçebildiği kadarıyla bu Matruşka, ufak tefek bir kadındı.
“Ne istiyorsun?” diye sordu yine içerdeki.
“Bir yudum su” dedi kapının dışındaki.
Açtı kapıyı biraz merak, biraz kaygıyla,
Sonra da aldı Matruşka’yı, evinin geniş salonuna.
Önce suyu uzattı, sonra oturdu karşısına,
Dedi “Rahat ol, kalabilirsin biraz daha.”
Aslında merak etmişti bu cılız kadını,
Biraz da bu yüzden içeri almıştı.
Suyunu içen Matruşka, kalkmak istedi ayağa.
Ama ev sahibi ısrar etti,
“Lütfen” dedi, “Kal biraz daha.”
“Tamam” dedi Matruşka,
Biraz sevinç, biraz hicapla.
“İlk defa duydum böylesi ismi” dedi ev sahibi,
Matruşka önce durdu, sonra da gülümsedi.
Ardından anlatmaya başladı,
Matruşka’nın uzun hikayesini.
“Doğduğumda askermiş babam.
İsmimi koymak için de acele etmemiş anam.
‘Bebe’ demiş bana herkes,
Babam askerden gelene kadar.
Sonra birden oluvermişim,
Delilli ispatlı Nigar.
Kafa kağıdımda Nigar yazmış ama,
Herkes demiş bana ‘Kara Fatma.’
Kara olmak suç mu?
Oysa benim kalbim beyazdı!
Tenimin siyahı neden herkesin gözüne battı?
Bir gün babam eve gelmedi,
Komşular toplandı, evde ağıtlar yakıldı.
Ertesi gün, toprak kucakladı babamı.
Bu sefer de ‘Yetim’ koydular adımı.
Sonra okula başladım.
Yeniden Nigar oldu adım.
Ama bu da çok sürmedi.
Bir anda bana ‘Tembel Teneke’ dendi.
Sonra ‘Tembel Teneke’ gitti, yerine ‘Bitli’ geldi.
Başımdaki böceklerden, yine önce adım nasiplendi.
Güç bela bitirdim okulu.
Sonra adım ‘Gelin’ oldu.
Gelin aşağı, Gelin yukarı,
Nigar yine unutuldu.
Zaman geçti, herkes bekledi bir bebek,
Allah ne yazdıysa, tabi o görülecek,
Kısmet olmadı bu vatana bir çocuk yetiştirmek
Bu sefer de ‘Kısır’ koydular adımı ailecek.
Baktılar soyları devam etmeyecek,
Koydular beni kapıya; bir don, bir gömlek.
Çantama da sıkıştırdılar bir kazak, bir etek.
Dediler bana, ‘Hadi eyvallah, seni buralarda görmeyek!
Gittim anamın yanına.
Orda da ‘Dul’ dediler bana.
Dul olmak ayıpmış,
Konu komşu ayıplarmış.
Anam dedi ‘Git yeniden kocaya’.
Sonra da yolladı beni yaşlı bir adamın yanına.
Üç kadın bu adamla yaşadık.
Ben artık orada olmuştum ‘Kuma’.
Evde vardı sekiz çocuk.
Kimi derdi bana ‘Cici ana’.
Gelince kırklı yaşlara,
Kaldım yine bir başıma.
‘Dul’ oldu yine adım,
Tüm milletin ağzına.
Üç kadın bir başımıza kalınca,
Dedik ‘Herkes kendi yoluna’.
Sonra bir ev buldum biraz hesaplı,
Menekşe Sokak 46 Numara’da.
Taşındım hemen bir yorgan, bir döşekle,
Bu sefer de üstteki seslendi bana ‘Kiracı’ diye.
Gel kiracı, git kiracı,
Ben de unuttum zaten gerçek adımı.
Beş parasız kalınca,
Başladım çiçek satmaya.
Bu sefer oldu adım ‘Çiçekçi Abla’.
Bir gün, bir bebek gördüm tahtadan,
İçinden başka bebekler çıktı durmadan.
Dedim, ‘Bu nedir böyle?’
Dediler nam-ı diyar ‘Matruşka’
Şimdi sen söyle bana,
Bundan güzel isim mi olur bana?” 

 

Truva Edebiyat Dergisi Truva Edebiyat Dergisi