KIŞ GÜNÜ EVİM
Şehirde hâlâ
bazı müstakil evlerde
odun sobası yanar.
Ara ara ilişir gözüme,
bacadan aceleyle tüten duman.
Rüzgârla dans eder,
ritme ayak uydurmaya çalışır.
Bazen bir sağa bir sola,
taze gelin gibi salınır;
bazen beyaz
bazen siyah…
Sobada yanan odunların çıtırtısı
yükselir gökyüzüne iziyle.
Kimi zaman duman
birinin gözüne takılır,
kimi zaman yanmış odun kokusu
bir başkasının burnunu gıdıklar.
Kim bilir,
kimi hangi ana götürür o koku?
Belki de
en huzurlu,
en eşsiz ana.
Kış günü insan
farkına varır evinin, yurdunun.
Yazda hep iş vardır, güç vardır;
zaman yetmez,
her şey yarım kalır.
Daha önemli denir,
daha acil…
Oysa
en huzurlu köşe
yine evdir.
Ya da
bahçede gölgeli bir yer;
İnsan eviyle barışıksa
içinde huzur varsa
İnsanlar birbirini gözetiyorsa
sevgi ve güven
eşlik ediyorsa her ana.
Güzeldir,
kışın odun çıtırtısıyla
uykuya dalmak,
Bacanın dumanında
hayaller kurmak.
Ve bilirsin…
Her daim
bir umut vardır
***














































