KAHVE KÖPÜĞÜ UMUTLARIMIZ
Merhaba!
Ne güzel bir karar almışız biz, o küçük kahve masasında… Mektuplaşmak için; Kafe Kuytu’da… Sen gidene kadar hep kahvede buluştuk. Yıllarca orada kucaklaştı dertlerimiz, sevinçlerimiz…
Gittiğinden beri canım, pek tadı kalmadı Ankara’nın. Ne o sisli sabahların ne de aniden bastıran yağmurların… Sen güneşi seversin, “Güneşin kızı!” derdim, gülerdin.
“Hadi kahvede buluşalım.” der; işi, gücü bırakır koşardık. Zaman, mekân önemli değil.
Durum kritiği (dedikodu) yapmayı özledim hep birlikte…
“Gelirim sık sık, görüşürüz.” dedin. Zor be arkadaşım; bak ha deyince ne sen gelebiliyorsun ne biz… Allah’tan görüntülü aramalar var da en azından yüz yüze konuşabileceğiz. Her ne kadar sarılmasak da yine kahvemizi pişirip karşılıklı içeceğiz.
Hani bir şarkı takılmıştı dilimize son günlerde; onu da söyleriz değil mi? Bağıra çağıra… Sezen Aksu gibi…
“Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi…”
Bazen hiç konuşmayalım; şarkılar, şiirler konuşsun bizi.
Canlarım seviyorum sizi. Mektup, hayal ve kahve arkadaşlarım…
Bir dahaki mektubumuz daha uzun uzun olacak sanki.
Şimdilik hoşça kal, hoş kal, e mi?
Yazdığın gibi; güzel günlerde yeniden görüşmek dileğiyle…
“Sepet sepet yumurta,
Sakın bizi unutma,
Unutursan küserim,
Arkadaşlığı keserim.”
Hatıra defterime yazmışsın.












































