JULES GABRIEL VERNE
(8.01.1828 – 24.03.1905)
Nantes limanı her zamanki gibi baharat ve kahve kokuyordu. Küçük Jules, babasının hukuk bürosundaki tozlu dosyaların arasında bir hayat geçirme fikrine henüz o yaşta yabancıydı.
Gözleri, Loire Nehri’nin döküldüğü o uçsuz bucaksız mavi ufuktaydı. O gün Jules kararlı adımlarla limana indi ve Hindistan’a gitmek üzere demir alan üç direkli Coralie gemisine gizlice sızdı. Kendisinden yaşça büyük bir kamarotla anlaşmış, onun yerine gemide çalışmak için yer değiştirmişti.
Uzak diyarları görecek, mercan adalarını keşfedecek ve döndüğünde boynunda egzotik kolyelerle ailesini şaşırtacaktı. Gemi demir alıp nehrin sularında süzülmeye başladığında, Jules’ün içini daha önce hiç tatmadığı bir özgürlük hissi kapladı. Ancak bu yolculuk, babası Pierre Verne’in oğlunun yokluğunu fark etmesiyle kısa sürdü.
Bir hukukçunun titizliğiyle iz süren Pierre, oğlunun niyetini çabuk kavradı. Jules, Coralie’nin güvertesinde rüzgârı yüzünde hissederken babası kıyıdan hızlı bir buharlı botla gemiye yetişmişti bile. Gemi henüz açık denize çıkmadan, durduruldu. Jules, hayallerinin gemisinden indirilip eve götürülürken utanç ve hayal kırıklığı içindeydi.
Eve döndüklerinde babası onu sert bir şekilde cezalandırdı; sadece ekmek ve suyla odasına kapatıldı. Ancak en ağır ceza, annesinin döktüğü gözyaşlarıydı. O gün Hindistan'a gidememişti ama bu başarısız kaçış, dünya edebiyatının en büyük yolculuklarının fitilini ateşledi.
Gerçek dünyada gidemediği her yere, kaleminin ucuyla dokunacaktı. Jules Verne’in bu çocukluk anısı, onun neden hep "uzaklara" gitmek isteyen karakterler yarattığının en somut kanıtıdır.
HAYATI
Jules Verne, 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes şehrinde, nehir ve deniz trafiğinin kalbinde dünyaya geldi. Babasının arzusuyla hukuk eğitimi almak için Paris’e gitse de zihnini hukuk metinlerinden ziyade tiyatro sahneleri ve edebiyat meşgul ediyordu. Victor Hugo ve Alexandre Dumas gibi isimlerin etkisiyle edebiyat çevrelerine girdi ve babasının tüm baskılarına rağmen hukuk kariyerini bir kenara iterek yazarlığa yöneldi.
Hayatındaki asıl kırılma noktası, yayıncı Pierre-Jules Hetzel ile tanışması oldu. 1863’te yayımlanan Balonla Beş Hafta ile büyük bir başarı yakalayan Verne, "Olağanüstü Yolculuklar" serisiyle dünyayı, deniz altını ve hatta uzayı keşfeden eserler üretmeye başladı.
Dünyanın Merkezine Yolculuk, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ve Seksen Günde Devriâlem gibi romanları, onu dünya çapında bir şöhrete kavuşturdu. Verne’i diğer yazarlardan ayıran en temel özellik, kurgularını sağlam bilimsel temellere oturtmasıydı.
Kütüphanelerde saatlerce çalışarak döneminin teknik verilerini inceler, henüz icat edilmemiş olan denizaltı, helikopter ve uzay aracı gibi teknolojileri şaşırtıcı bir isabetle öngörürdü. Yazdığı 60'tan fazla romanla modern bilimkurgunun babası kabul edilen yazar, 24 Mart 1905’te Amiens’te hayata gözlerini yumdu. Bugün dünyada eserleri en çok dile çevrilen yazarların başında gelmektedir.
ARDINDAN
Ray Bradbury: Modern bilimkurgunun dev ismi, Verne’in etkisini en sarsıcı şekilde özetleyen kişidir: "Hepimiz, bir şekilde Jules Verne’in çocuklarıyız. O bizi kucağına aldı ve bize dünyayı, yıldızları, okyanusları nasıl hayal edeceğimizi öğretti."
George Bernard Shaw: Ünlü oyun yazarı, Verne’in sadece bir hayalperest değil, keskin bir gözlemci olduğunu vurgulayarak onu "bilimin ozanı" olarak nitelendirmiştir.
Marcel Proust: Verne’in anlatım dilindeki sadeliği ve sürükleyiciliği takdir etmiş, onun "imkânsızı mümkün kılan" üslubunun modern edebiyat için bir kapı araladığını savunmuştur.
Jean Cocteau: Fransız şair ve yazar, Verne’in eserlerini "kusursuz birer teknik şiir" olarak tanımlamış; onun makineleri anlatırken bile bir ruh kattığını ifade etmiştir.
Yuri Gagarin: Uzaya çıkan ilk insan, çocukluğunda Verne okuduğunu belirterek şunu söylemiştir: "Uzay yolculuğuna dair ilk tohumları zihnime eken kişi Jules Verne'di."
Konstantin Tsiolkovsky: Modern roket biliminin babası kabul edilen bilim insanı, roket tasarımlarına ilham veren temel kaynağın Verne’in Ay’a Yolculuk kitabı olduğunu açıkça dile getirmiştir.
H.G. Wells: Verne ile sık sık kıyaslanan Wells, başlangıçta aralarında bir rekabet sezilse de Verne’in "mümkün olanın sınırlarını zorlayan teknik dehasına" saygı duyduğunu belirtmiştir. Ancak Verne, Wells’in daha hayali (zaman makinesi gibi) yaklaşımlarına kıyasla, kendisinin "gerçekçi ve teknik verilere dayalı" yazdığını savunarak bu tartışmayı canlı tutmuştur.
Eleştirmenlerin Genel Kanısı: Dönemin Fransız eleştirmenleri, onun vefatından sonra şu ortak noktada buluşmuşlardır:"Verne, kütüphanesinden çıkmadan dünyayı fetheden tek fatihtir. O, bilimi laboratuvarlardan çıkarıp halkın kalbine yerleştirmiştir."
BAŞLICA ESERLERİ
Balonla Beş Hafta, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Dünyadan Ay’a, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Devriâlem, Esrarlı Ada, Kaptan Grant’ın Çocukları, Michael Strogoff, On Beş Yaşında Bir Kaptan, Yıl Okul Tatili
KAYNAKÇA
• https://www.gutenberg.org/authors/24
• https://www.britannica.com/biography/Jules-Verne
• https://www.jules-verne.net/
• https://www.biography.com/authors-writers/jules-verne
• https://www.smithsonianmag.com/science-nature/jules-verne-the-man-who-invented-the-future-180954311/
• https://www.bnf.fr/fr/jules-verne-labourage-des-mondes-imaginaires
• https://www.theguardian.com/books/2005/mar/24/julesverne.books
***













































