JOHANN WOLFGANG VON GOETHE
(28.08.1749 – 22.3.1832)
Palermo, Mayıs 1787. Akdeniz’in boğucu sıcağı, palmiyelerin gölgelerini bile eritmişti.
Johann Wolfgang von Goethe, Weimar Sarayı'nın ipek zincirlerinden kaçmış, adının altında gizlenen bir yolcu olarak Botanik Bahçesi’nin tozlu patikalarında yürüyordu. Kırk sekiz yaşındaydı; ama ruhu hâlâ o Strasburg Katedrali’ni ilk gördüğü günkü gibi bir fırtına arıyordu. Bir fidanın önünde durdu. Sıradan bir şeydi: Yaprakları birbirine sarılmış, damarları güneş ışığını içermiş, yeşil bir sır.
Goethe’nin parmakları yaprağa değdi ve o dokunuşla evrenin kendisinden sakladıkları aniden açığa çıktı ve dünya bambaşka bir berraklıkla göründü.
Gözlerinin önünde, o tek fidan artık sadece kendisi değildi. Bütün bitkilerin anasıydı; Urpflanze. Her çiçek her ağaç her ot, onun gizli geometrisinden doğmuştu. Yaprak, sap, çiçek… Hepsi aynı ebedi biçimin farklı soluklarıydı. Bir anda anladı ki doğa bir ressam değil, bir şairdir: Tek bir kelimeyi binlerce lehçede tekrar eder. Ve o kelime, Streben’di: çabalamak, aşmak, dönüşmek.
Kalbi, Faust’un ilk mısralarını yazdığı gecedeki gibi çarpıyordu. “Burada!” diye fısıldadı kendi kendine, sesi bahçenin sessizliğinde bir dua gibi “Burada, Tanrı’nın el yazmasını okuyorum. Ve ben, o el yazmasının içindeki harflerden biriyim.” O an, Weimar’daki Charlotte von Stein’ın soğuk bakışları, sarayın entrikaları, hatta kendi gençliğinin Werther acısı… Hepsi birer yaprak gibi soldu. Çünkü anladı: Hayat da bir metamorfozdur. İnsan, tıpkı bu fidan gibi kabuğunu yırtarak, her yeni biçiminde kendini aşar. Ölüm bile son yaprak değil; yalnızca yeni bir tomurcuktur. Güneş bir parça daha alçaldı.
Goethe doğruldu. Gözlerinde, artık sadece bir şairin değil, evrenin kendi sırrını çözen bir âşığın bakışı vardı. Elini göğsüne bastırdı, o Urpflanze’yi kalbinin dikmişti. Ve o tek dokunuşla, bütün eserleri tamamlandı.
İşte o enstantane, Weimar’ın Prensi değil, evrenin öğrencisi Goethe’yi doğurdu.
HAYATI
Johann Wolfgang von Goethe, Frankfurt’un varlıklı bir ailesinde doğdu. Babasının titiz eğitimiyle küçük yaştan itibaren diller, edebiyat ve sanatla iç içe büyüdü; evde özel hocalar eşliğinde Latince, Yunanca, Fransızca öğrendi, resim yaptı, doğayı gözlemledi. Hukuk öğrenimi için Leipzig’e gitti ama orada asıl ilgisini çeken tiyatro, şiir ve edebiyat çevreleri oldu.
Gençliğinde coşkun duygularla dolu bir dönem yaşadı; aşk acıları, isyanlar, doğanın gücü onu derinden etkiledi. İlk büyük başarısı, Genç Werther’in Acıları adlı romanıyla geldi. Bu eser, gençlerin iç dünyasındaki fırtınaları, aşka kapılan ruhun trajedisini öyle güçlü anlattı ki Avrupa’da bir Werther çılgınlığı yarattı; gençler onun acısını kendi acıları gibi yaşadılar.
Bu başarıyla Sturm und Drang (Fırtına ve Coşku) akımının öncüsü oldu. Sonra Weimar’a yerleşti. Orada dükün yakın çevresine girdi, sarayda devlet işleri üstlendi; madenlerden yollara, tiyatrodan eğitime kadar pek çok alanda sorumluluk aldı. Bu dönemde hem yönetici hem sanatçı olarak ikili bir hayat sürdü; entrikalar, saray politikaları arasında şiir yazmaya, düşünmeye devam etti. Aşkları da hayatının ritmini belirledi. Charlotte von Stein'la derin, platonik bir ilişki yaşadı; onun etkisiyle daha dengeli, klasik bir üsluba yöneldi.
Sonra İtalya’ya uzun bir yolculuk yaptı. Orada antik sanatın, Rönesans’ın ışığında kendini yeniden keşfetti; doğa bilimlerine, özellikle bitkilerin dönüşümüne (Urpflanze fikrine) olan tutkusu burada zirveye çıktı. Dönüşünde Weimar’da daha sakin, olgun bir hayata geçti; Christiane Vulpius’la evlendi, çocukları oldu. Hayatının son yıllarında en büyük eserini tamamladı: Faust. Bu dev tragedyada insanın sonsuz arayışını, bilgi hırsını, iyilik-kötülük ikilemini, şeytanla bile olsa anlaşma çabasını anlattı.
Bilimsel çalışmalarını da sürdürdü; renk teorisi, morfoloji, jeoloji üzerine yazılar kaleme aldı. Ressam, doğa bilimci, devlet adamı, tiyatro yönetmeni, eleştirmen… Hepsiydi.
Goethe, tek bir rolde kalmadı; her alanda kendini aşmayı, dönüşmeyi seçti. Hayatını bir metamorfoz gibi yaşadı: Genç coşkusundan olgun bilgeliklerine, her evrede yeni bir biçim alarak. Ölümüne kadar öğrenmeye, yaratmaya devam etti; ruhu hâlâ o Palermo bahçesinde, yaprağa dokunan öğrenci olarak duruyor.
ARDINDAN
Goethe’nin ölümünden sonra (1832) mirası büyük hayranlık ve saygıyla karşılandı. Avrupa entelektüel dünyasında derin bir kayıp olarak görüldü; “Alman edebiyatının zirvesi” “insan ruhunun en geniş yelpazesini kapsayan deha” diye anıldı.
• Değeri kısa bir süre azalsa da (19. yy ortalarında Romantizm tepkisiyle) hızla toparlandı ve Shakespeare ile Dante seviyesinde dünya edebiyatının devlerinden sayıldı.
• Faust’un ikinci kısmı ölümünden hemen sonra yayımlanınca “İnsanlığın en büyük uzun şiiri” olarak nitelendi; insanın sonsuz arayışını, kurtuluşunu anlattığı için övüldü.
• Nietzsche, Schopenhauer, Hegel gibi düşünürler fikirlerinden derinden etkilendi; Beethoven şiirlerini besteledi.
• Thomas Carlyle onu, “En parlak zekâlardan biri” diye tanıttı.
• Albert Einstein bile “Tüm zamanların en akıllı ve bilge insanlarından” dedi.
• Bugün hâlâ “Alman kültürünün en büyük gururu” olarak anılıyor; eserleri günlük dilde yaşıyor, ruhu o Palermo bahçesindeki gibi sonsuz merakla devam ediyor.
ESERLERİ
Dramaları
Tiyatro/Dram: Faust (I. ve II. Bölüm), Iphigenie Tauris'te, Götz von Berlichingen, Egmont.
Roman:
Genç Werther'in Acıları (Die Leiden des jungen Werthers) Wilhelm Meister'in Çıraklık Yılları, Wilhelm Meister'in Seyahat Yılları, Gönül Yakınlıkları (Die Wahlverwandtschaften)
Şiir:
Doğu-Batı Divanı (West-östlicher Divan) Roma Ağıtları, Faust.
Otobiyografi/Seyahat/Diğer:
Yaşamımdan Şiir ve Hakikat, İtalya Seyahati, Alman Göçmenlerin Sohbetleri, Renk Öğretisi (bilimsel)
KAYNAKÇA
• https://en.wikipedia.org/wiki/Johann_Wolfgang_von_Goethe#Legacy
• https://www.britannica.com/biography/Johann-Wolfgang-von-Goethe/Legacy
• https://www.goethe.de/en/kul/lit/211085.html (Goethe-Institut resmi sitesi, miras bölümü)
• https://www.theguardian.com/books/2012/mar/22/goethe-faust-legacy (Guardian makalesi, ölüm yıldönümü değerlendirmesi)
• https://www.einstein-website.de/z_biography/biography.htm (Einstein’ın Goethe hakkındaki yorumları içeren arşiv)
• https://www.gutenberg.org/files/222/222-h/222-h.htm (Faust’un ikinci kısmı, ölüm sonrası yayımlanma notları)
• https://www.jstor.org/stable/10.5406/j.ctt1n7zkgk (Goethe mirası üzerine akademik inceleme)
• https://www.dw.com/en/goethe-the-german-genius-who-shaped-european-thought/a-17999999 (DW, ölümünden sonra etkisi)
***














































